Protez Bacaklarıyla Tarih Yazdı..

0

Saat: 18:42 | Yazar: Burak Doğan

Oscar Pistorius, Golden League'de aldığı dereceyle herkese kendini hayran bırakmayı başardı. 11 aylıkken bacakları dizden kesilen Pistorius, azmiyle büyük bir başarı kazandı. Ünlü atletlerle 400 metrede yarışan Pistorius, protezleriyle ikinci oldu.. Doğuştan bacaklarında diz ve bileği birbirine bağlayan fibula (kaval) kemikleri olmayan Pistorius'un doktorlar ayaklarını dizin altından kesmek zorunda kaldı. Bunun ardından yaşantısı boyunca kullanmak zorunda olduğu protezleri , başladığı atletizm sporunda onun tarih yazmasını sağladı.


Güney Afrika'da doğan ve 20 yaşında olan Oscar Pistorius, önceki gün çıktığı atletizm pistinde 'normal' yani kendisi gibi engelli olmayan atletlere karşı yarıştı, üstelik de ikinci oldu... Yarışta sağlam 6 rakibini geride bırakıp 46.56 saniye ile ikinci oldu. Daha sadece 3 senedir atletizm sporunun içerisinde olan bu mucizevi başarılı insan portresinin vitrininide dereceleri ve olimpiyat madalyaları süslüyor.

Her şeyi geçelim.. 11 yaşında dizinden altı kesilen bir insan gerçekten çok zor bir durumda bulur kendini.. Ergenlik dönemine daha girmemiş ve yaşantısını oturtamamış bir "çocuk" ve hayatında çok uzun bir yaşam maratonu.. Bu nasıl bir azimdir ki bu ameliyatın üstüne, psikolojik olarak oturtulmuş bir düzenli hayat, atletizme başlama, başarılı olma.. Azim, hırs, çalışma.. İnsanlara örnek olması gereken o kadar çok ayrıntı var ki 20 yaşındaki Pistorius'un hayatında..

Zaten herkesin gönlünde taht kurdu şimdiden. Bundan sonra alacağı başarılar, hem insanların onu desteklemesini sağlayacak hem de azminin ve çalışmasının meyvelerini teker teker toplamaya başlayacak.. Gerçekten helal olsun, mucizevi hareketler silsilesi..

Yazının devamını okuyun...

Hastalık hastası olmak ve "secret"

0

Saat: 13:57 | Yazar: Burak Doğan


Gerçekten bazen düşünüyorum ciddi ciddi bütün dertler ve hastalıklar üst üste gelmesinin mantığı var mıdır diye.. Üstüne birde çıkar çıkmaz 10 tane türkçe çakması çıkan "secret" kitabının bunun desteklemesi düşüncelerime destek vermedi değil.

İlk önce bi hasta olursunuz, üstüne düşün allah düşün nasıl geçicek diye, bir şey daha gelir bulur sizi.. Hatta dikkat etmedikçe, bi tane daha bi tane daha derken, hasta olmasanız, hastalık hastası haline gelirsiniz yani. Ama neden ki..

Neden kanser hastalarının en büyük gelişim göstermesindeki neden umutlu olup hayata bağlı olmasıdır? Neden polyannacılık oynayanlar sizin suratınıza baka baka gülerken her seferinde başarılı olabiliyorken siz başarılı olamıyorsunuzdur?

Yada tam tersi neden bizim her istediğimiz olmuyor? Herhangi bir isteğim, ne olursa olsun çok istediğim bir şey neden olmuyor.. Neden elin gavuru sadece istiyor diye milyonlarca dolar kazanmış ki? Ya da neden kimisi sadece "istemeyi bildiği" için isteediklerine kavuşuyor.. Nasıl bir mantık bu? İstiyoram İstiyoram İstiyoraaaaaaaaaam diye bağıran ama istediklerinin yapılacağını bilen çocuklarda bu gizemimi kullanıyor mesela??

Peki bu istemenin gücü var mı?? Mesela Ahmet benden daha çok istemesini biliyor mu? Ben maç yaparken maçı kazanmayı Ahmetten 1 milyon kere daha fazla istiyorum belli, ama Ahmet kazanıyor.. Ya da Ahmet nasıl oluyorda isteyerek milyon dolarlar kazanırken hafta sonuna veya ay sonuna kadar dayanmakta güçlük çeken ben, deliler gibi istersemde beceremiyorum.. Yani kişinin isteme gücü, bu çekim yasasında bir etki yaratıyor mu? Yada bu düşünce saçmalığın daniskası mı :s

Şöyle diyelim.. Bana istemeyi öğreticek birileri lazım.. Hatta bu kitapta adı olupta isteyen birilerinden olabilir.. Veya sadece Polyanna yeterli mi??
Yazının devamını okuyun...