İzmir'i Anlatabilmek..

7

Saat: 10:32 | Yazar: Burak Doğan


Bu sefer Yılmaz Özdil, İzmir hakkında döktürdü, İzmirli'lerin kalbini fethetti.. Dünden beri bana iletilen mailler veya linklerin yarısından çoğundan bu yazı çıktı, paylaşmak farz oldu.. Başı belki klasik, ama gerisi gerçekten çok başarılı.. Hangi şehir insanı vardır ki, yaşadığı şehir anlatıldığında bu kadar gururlansın ve heyecanlansın.. İşte böyle bir şehirde yaşıyoruz dostlar, kıskanın çatlayın..


İZMİR

Türkiye'den sıkıldığım zaman İzmir'e giderim ben.

Simite gevrek deriz biz...

Çekirdeğe çiğdem.

Kordon elektrik aleti değildir.

Kumru da kuş değildir bizim için...

Yengen'i yeriz.

Sen sigorta dersin...

Biz asfalya deriz.

Uzatmayız...

Gidiyom geliyom deriz.

Domates dediğin, domat işte.

Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Hıdrellez filan gibi mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz. Bi oturuşta 60'ar 80'er midye yeriz, istifno severiz, cibez'e bayılırız; gece 3-4 gibi boyoz'a dalmazsak, kan şekerimiz düşer! Boş lafa karnımız toktur bu arada, tırışkadan teyyare gibi atasözlerimiz vardır...

*

Paraşüt kulesinden atlamayana kız vermezler; kızlarımızı da tavlayamazsın ha... Canı çekerse, o seni tavlar! Liseye giden kızının erkek arkadaşının olması kasmaz babaları; kendilerinin de kız arkadaşı vardı lisede... Bak iddia ediyorum, okey şampiyonası düzenlense, İzmirli kadınlar alır kupayı... Erkekleriyle kahveye giderler çünkü... Şaşırdın di mi? Al buna da şaşır, nargile içerler... Askılı giyerler, şortla gezerler, öküz gibi bakarsan, bi çakar, bi de duvardan yersin... Gönül Yazar'ız, Sezen Aksu'yuz; bir gül takıp da saçlarına, çıktı mı deprem sanırdın kantosuna, Karantinalı Despina'yız... Sensin Varoş! Biz tenekeli mahallede bile el ele gezeriz.

*

Erkeklerimiz de fena değildir hani... Detaya girmeyeyim, Ayhan Işık, Metin Oktay, Mustafa Denizli mesela, bi fikir verir sana... Ertuğrul Özkök'ün kırdığı cevizleri okuyoruz; eşi kafasına ütü atmış... Ayıptır söylemesi, Mahsun Kırmızıgül'le Alişan'ı ayırt edemeyiz biz.

*

Gülümseriz.

*

Enginarın başkentidir; İzmirlidir incir. Kazandibi hemşeri... 78 çeşit köftemiz olduğu için, McDonald's'ın bunalıma girdiği tek şehirdir... Zeytinyağı severiz, dünyanın en boktan durumuna bile düşsek, zeytinyağı gibi üste çıkmayı daha çok severiz... Sana ne birader, keyfimizin káhyasıyız, yazlıklara gitmek için 8 şeritli otoyol yaptık; Güzelbahçe, Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme, öbür tarafta Dikili, Foça, çipurayız... Pak Bahadur'u özleriz... Durup dururken faytona bineriz, bi yere gitmeyiz aslında, öööle turlarız... Hava güzel, daralırız, okulu ekeriz. Mezun olduktan sonra öğretmeniyle kadeh tokuşturmayan öğrenciyi zor bulursun İzmir'de.

*

Siz sembol diyorsunuz ama, saat kaç diye Saat Kulesi'ne bakanı bulamazsın, altında buluşanlar bile zahmet edip kafasını kaldırmaz, birbirine sorar saati! Rahatızdır... Çocukları Kemeraltı'da kaybederiz, alışverişe devam ederiz, esnaftan biri bulup getirir, çıkışta Kemeraltı Karakolu'ndan alırız... Ağlayıp zırlamak bi yana, çoğu dondurmayı bitirmediği için ayrılmak istemez karakoldan, iyi mi... Aceleye gelemeyiz! Bir sene önceden duyurmaya başla, de ki, 22 Ağustos saat 20'de tiyatro başlıyor... 20.30'da geliriz... Sanatçılar da İzmirliyse, tiyatro zaten 21'de filan başlar... Uçak 6 saat rötar yapsın, istifimizi bozmayız, bizim için ekstra bira içme vesilesidir bu... Kuyruk olmaz, çünkü kuyruk varsa, İzmirli sıkılır, gider. Pratiktir... 201 sokağı bulduysan, yanındaki 202'dir. Tek tek isim vermeye üşeniriz.

*

35'imiz var.

35 buçuğumuz da var.

34 plaka gördük mü, kapışırız... Arkadan sirenleriyle isterse Cumhurbaşkanı gelsin, bana mı sordu, tarladan gitsin, makam arabasına yol vermeyiz.

*

Özetle, arızayız!

*

Erkek çocuklarına en çok "Efe" adı konulan şehirdir orası... Zeybek duyduğumuzda, içimiz cız eder, kalkar oynarız. Hasan Tahsin orada, Kubilay orada, Latife Hanım orada, Zübeyde Hanım bize emanet, bize... Mustafa Kemal de, ağlar kadınlarımız... Sokak sokak, bulvar bulvar, Milli Mücadele Müzesi'dir... İstanbul'daki gibi Birinci Ahmet Çeşmesi falan yoktur orada... Ankara'daki gibi Cinnah Caddesi, Arjantin Caddesi de bulamazsın pek... Recep Tayyip Erdoğan Kavşağı'nı teklif etmez hiç kimse.

*

Bakın, Tayyip Erdoğan dedim, aklıma geldi... Bugün İzmir'de miting yapacakmış Başbakan.

*

Kendisine ev sahibi olarak, Ayla Dikmen'in Kordon'da üstü açık otomobille gezerken söylediği ve Türkiye'nin anca yıllar sonra keşfettiği parçasını armağan ediyorum: "Ben söylerken gülmedin mi? Falımızda ayrılık var demedim mi? Anlamazdın, anlamazdın..."

İçeriği beğendiniz mi? Günlerden Bugün'ü Rss olarak ya da E-Mail alarak takip edin! E-mail ile kayıt en üstte!

7 Yorum

  1. Efecan |

    Yazıda bir an biri beni anlatıyor zannettim. İzmir dışındaki okulumda 3 ay dayanamayıp ilk otobüse atlayıp geldim, tenekeliye bile razıyım dedim içimden dışımdan...

     
  2. Burak Doğan |

    Çok inanılmaz birşey İzmirlilik.. Memleketim memleketim güzel memleketim kavramına en çok sahip çıkanlardan.. Zor yaşıyor İzmirliler başka yerlerde, yaşasa da inanılmaz özlüyor mesela..

     
  3. MaFiAMaX |

    Aklıma takılanlar:

    *İçki içmeyi övmek niye onu anlamadım?

    *Mahsun Kırmızıgül'le Alişan'ı ayırt edemeyiz biz. (Hani şu Güneş'i Gördüm filmini yapan varya o Mahsun)

    *McDonald's olayı abartı değilse helal olsun. Gerçi bir kaç senedir olan gnctrkcll kampanyasında belki nefes alabilmiştir :)

    *Bi de Yılmaz Özdil gaza gelmiş, öle bi gelmişki önünde ilik bağladığı insanlara yol vermeyeceğini söyleyecek kadar :)

     
  4. Burak Doğan |

    Erhan'cım, seni uzun süre sonra görmek gerçekten güzel.. Farkındayım ben yokum yazamıyorum da, haliyle sende yorumlayacak yazı bulamıyorsun.. Ama özlemişim resmen:)

    Savunma değil de, görüşlerimi yazyaım bende izninle.. Böyledir İzmir biliyorsun gavurdur.. Kanında var :)

    *Gerçekten sadece evden körfeze bakarak değil, sokaklara çıkar da içeriz efelenmenin bile adabının olduğunu bilerek.. Bir acayip memleket burası, hem kimse bakmaz bunlar neden içiyor diye, içende bakan olsa da takmaz devam eder.. Kimse kmseye karışmaz yani burda..

    **Dur daha Mahsun'un filmi yeni geldi sinemaya, bi görelim de sonra ayırt ederiz:D

    *** O kadar köfte çeşidi var ki sınırlar içerisinde, gerçekten yiyen olsa bile beğendiremezsin kimseye Burger, McDonald's köftesini.. Doymak için girmiştir oraya gerçek İzmir'li.. Ya acelesi vardır atıştırmaya girmiştir, ya da gece geç olmuştur, Topçu'nun oraya gitmek zor gelmiştir:)

    **** Sana birşey söyleyeyim, inanırsın inanmazsın bilmem, benim yaşım 26, daha herhangi bir zat için yolun kapatıldığını görmedim.. Sadece Ahmet Piriştina vefat ettiğinde bütün Güzelyalı - Göztepe balkonlardan el sallamıştı kendisine, karanfiller yağdırmıştı.. Ters istikamete giden arabalar da durup saygı göstermiş, araba dışına çıkmıştı..

    Son bir cümle, atladım sanma.. 10 Kasım'da, İzmir'de, İzmir'in herhangi bir yerinde 09.05'de yürüyen adam bile zor bulursun.. o zaman bırak yolları, hayat durur, zaman durur, meşhur vapurlarımız olduğu yerde durur..

    Bilmiyorum burada hiç yaşadın mı, gel bir Kordon havası al burdan.. Hoşuna gidecek;)

     
  5. Burak Doğan |

    Yazı yazsaymışım daha iyiymiş bu konu hakkında.. Olsun, belki bir ara günceller yazı yaparım kendisini..:)

     
  6. MaFiAMaX |

    Burak, ben düşüncelerimin karşı taraf nezninde kale alındığı ve yazısını keyifle okuduğum yerlere yorum bırakmayı tercih ediyorum. Sende her ikisi de mevcut çok şükür.

    Aslında ilk yorumumda aklımdakileri tam anlatamadım. Yani inan içki içen onca arkadaşım var ve en yakın arkadaşım da ayyaşın tekiydi. (Şu an daha aklı başında, sanırım) Benim anlayışıma göre içkiyi övmek itici geliyor, yani onca zararına rağmen bunu bir övünç kaynağıymış gibi göstermek ters düşüyor bana.

    En son paragrafına da bir şeyler klavyeleyeyim (bu kelimeyi de TDK'ya sokacağım (: );

    İzmir'e hiç gitmedim, aslına bakarsan da merak ediyor ve gezmek istiyorum. İnşallah bir şekilde İzmir'e yolum düşer de seninle karşılıklı iki tek atarız. Sen efeni ben de soğuk kahvemi içerim :))

     
  7. Burak Doğan |

    Erhancım ilk önce teşekkür ediyorum.

    Şu noktaya gelince, içki içmeyi övmek doğru olmayabilir. Ki bu genel geçer bir doğrudur çünkü insan sağlığına zarar veren bir şeyi övmenin mantığı olamaz. Ama oradaki cümlede "sabahlara kadar sokaklarda içiyoruz" kavramı, yurdumun her köşesinde bırak sokaklarda içmeyi, satışını bile yasaklamaya kalkan bir zihniyet oluşmaya başladığından dolayı bir ironi şeklinde yansıtılmış.. Yani bize burda ne karışan var, ne de özgürlüklerimizi kısıtlayan anlamında.

    Artık İstanbul'da bile el ele oturanlar parklarda polisten fırça yemeye başladıysa, belirli noktalarda içki satışının önüne geçilmeye çalışılıyorsa, buradaki özgürlüğü daha iyi kavrayabiliriz diye düşünüyorum..

    Ne demek başım üstüne beklerim Erhan'cım.. Biz Efe'yiz ama, misafir ne içerse onu içeriz, olmaz öyle şey:) Canımız ortak ne isterse..;)

     

Yorum Gönder