Wi-Fi Dalgaları Sezinliyorum!!

0

Saat: 15:04 | Yazar: Burak Doğan

Evet, artık gençlerden birkaçının bu şekilde bağrınmaya başladığını duyarsanız şaşırmayın, çünkü gerçekten haklı olabilir:) Sürekli takip ettiğimiz ThinkGeek sitesinde, geçende satışa sürülen bir t-shirtten bahsetmek istiyorum sizlere.. Kendisi bildiğiniz wi-fi algılayıcısı:) Evet aynen laptoplarımızdaki gibi, sinyal yoğunluğuna göre çentikleri artan bir yapısı var ama giyilebilen bir t-shirt kendisi..

nasıl çalışıyor derseniz size 3 adet AAA pilden bahsedebilirim. Peki t-shirt bu hiç mi yıkamıcaz derseniz, üstündeki mekanizmanın çıkartılabildiğinide sözlerime ekleyebilirim. Evet gördüğünüz gibi her türlü ayrıntıyı düşünmüş amcalar.. Peki sizce ne işe yarar? Bence çok işe yaramaz. Düşünsenize;

Yolda yürüyorsunuz, yanınızda arkadaşlarınız fırıl fırıl yanmaya başlıyorsunuz.. Üzerinizde pille çalışan bir aygıt yanıp yanıp sönmeye başlıyor. Neymiş internet bulmuş.. Ama eğer sizde fıldır fıldır internet arayıp, otobüste bile laptop açmaya niyetlilerdenseniz bilemem. Sömürmeye uygun wi-fi bulduğunuz yerde çömer, kaldırımlarda bile internet takılabilirsiniz bir şey diyemem.

Kendisi www.thinkgeek.com sitesinde 29.99$'dan satışa sunulmuş, sizlerden haber bekliyor. hem daha ne olsun ki.. Yıkanabiliyor, interneti anında bulabiliyor, yanıyor sönüyor (cancanlı) .. Ama üstünüzdeyken yapmur yapmaya başlarsa o zaman ne olur bilemem..:))

Yazının devamını okuyun...

Ve Yeni Tema..

4

Saat: 14:30 | Yazar: Burak Doğan

Dün saat 23.59'dan itibaren siteme girenler, yeni temam ile karşılaştılar.. Sevgili MaFiAMaX'ın yoğun uğraşları sonucu ortaya çıkan tema, görünümde çeşitli yenilikleri getirdiği gibi, özellikle ilk baştan beri istediğim 3 kolonlu hale blogumu geçirmiş oldu. İlk başlardaki acemiliğimle kullandığım eski temam artık tarihe karışıp bu yeni mavi dünya ile sizleri karşılamaya devam edeceğim.. İçime gerçekten sindi.. Burdan MaFiAMaX' a tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.. Eh sizlerdende yorum bekliyorum hani:)
Yazının devamını okuyun...

Fanatik'ten Millilere Çağrı... Siyah Forma!

0

Saat: 09:14 | Yazar: Burak Doğan

Fanatik Gazetesi, terörün 15 kardeşimizi katlettiği günün ertesi gününde, Yunanistan ile oynayacağımız maçta siyah forma giymeyi öneren bir kampanya başlattı. Açıklamalarıda şu şekilde:

Yastayız...
Çünkü terör, çirkin yüzünü bir kez daha gösterdi... Onlarca gencimizi toprağa veriyoruz yine... Avrupalı ne mi yapıyor? 22 yıldır olduğu gibi yine üç maymunu oynuyor, yaşadığımız büyük acılara kayıtsız kalıyor...

Artık yeter!Artık duymalılar, görmeliler, kabul etmeliler... Artık susmamalıyız, tepkimizi koymalıyız, içimizdeki ateşin sıcaklığını anlatmalıyız... Hepimiz taşın altına elimizi koymalıyız...

Önümüzde tarihi bir fırsat var: 13 Ekim'de Moldova, 17 Ekim'de Yunanistan ile oynayacağız. Milli Takım'a sesleniyoruz:

Bu maçlarda siyah forma giyin lütfen...

Acımızı anlasınlar ve Sinop'tan Mersin'e, Hakkari'den İzmir'e bizim olan bu ülkede 70 milyonun 1 kalp olduğunun artık farkına varsınlar....

Hep beraber destek verelim, milli takımımız, bu düşünceye sahip çıksın istiyorum...
Yazının devamını okuyun...

Cafe Melanie, Kordon

0

Saat: 15:09 | Yazar: Burak Doğan










Ben memnuniyetsiz insan, bu sefer beklediklerimi almanın zevkiyle karşınızdayım.. Ve elbette yardımcım Cafe Melanie ile beraber :)

Uzun süredir beni memnuniyetsiz insan olarak tanımlayan arkadaşlar, herhalde bu yazımdan sonra ne yedin abi bu kadar da anlatıyosun diyecektir:D

Gelelim Cafe Melanie'ye.. Kordonda, Pepe Rosso'nun yanında bulunan bu Cafe, en son Pepe Rosso faciasından sonra kendimize gelmemizi, Kordona dönmemizi sağladı. Kendi sitesi olmadığı için bu linkten aradığınız bilgileri alabilirsiniz. Gelelim ayrıntılara..

Pazar gündüzdü oturduğumuzda, hava süper, t-shirtler ile takılıyoruz, ama İzmir havası bu belli olmaz diye temkinide elden bırakmıyoruz.. Arkamızda Barcelona A.Madrid maçı açık arada bir kafamızı ona çeviriyoruz, keyfimiz yerinde ve sipariş safhası..

Sipariş almaya gelen abimiz son derece kibar, son derece yardımcı olma çabası içinde.. Mükemmel bir karışık sıcak tabağı kestiriyoruz gözümüze ve onu söylüyoruz, yanınada çıtır soğan isteğimizi belirtiyoruz. Önce anlamamışa benziyorlar ama herşey hallolacak ya, onada tamam diyorlar.. Hava bu sırada kararmaya başlıyor, dolaysıyla soğumaya başlıyor ve bize özel şallar geliyor hemen içerden..

Galatasaray maçının başlamasıyla da, yemeğimiz geliyor. Normalde iki kişi için hazırlanmış bir tabak ama, bu bir akşam yemeği için en az 3 kişilik. 4 ayrı börek çeşidi, bir dolu elma dilimli patates, tavuk şinitzel, hellim peyniri, sosis tava, mantar, kaşar pane, kalamar.. Varda var yani.. Ye ye bitmiyor, 1 saatte bitiremeyip dama diyoruz.. Bu arada, çıtır soğanlarda, közlenmiş soğan halinde geliyor ama tadıda bir o kadar güzel. Anlaşılmadığı belliydi ama çözüm inanılmazdı:D

Servis güzel, yemeklerin tadı güzel, porsiyon büyük, yer güzel, müşteriye ilgi had safhada ve maç yayını var.. Ben bu sefer beğendim. Başka yemeklerini bilemem ama dün akşam çok zevk aldım yediklerimden.. Tebrikler, Başarılar..

Yazının devamını okuyun...

Fenerbahçe Taraftar Desteğinde Birşeyler Değişmeli mi?

0

Saat: 12:01 | Yazar: Burak Doğan


Baştan söyleyeyim ben takımımı adam gibi destekten anlamam. Gelirim, maçı seyrederim, gaza geldiğim yerde bağırır, bazı yerlerde susarım.. Ama bu sayede takımın neyden güç aldığını görür, ona göre birşeyler yapmaya çalışırım.

Hafta sonu, (Vestel) Manisaspor - Fenerbahçe maçı için Manisaya gittim ve bu maçta gözlemlediğim ilginç şeyleri sizlerle paylaşmak istedim. Gerçekten fanatik bir insanım, Fenerbahçeye sevgim çoğu şeyle ölçülemeyecek kadar çok ve desteklemektende büyük zevk alıyorum. Gelelim maça..

Fenerbahçe takımı, sahaya tam anlamıyla 1 Türk ile çıktı, o da Volkandı. Defansta 2 Brezilyalı 1 Uruguaylı, bir Belçika vatandaşı (Türk Statüsü), orta alanda, bir Brezilyalı, iki Türk vatandaşı olmuş Breziyalı, birde Alman vatandaşı (Türk Statüsü), forvette bir Brezilyalı ve bir Sırp. Şimdii..

Bu takım sahaya çıktığında kaç kişi istiklal marşını okuyabildi, olduğum yerden göremedim.. Muhtemelen milli takımda oynayan Volkan ve Aurelio söylemiştir. Bununla beraber Deniz ve Önder de biliyordur. Ama maç başlarken aklımdaki düşüncede buydu. Bizi buna sürükleyen federasyona 1-2 şey geçmedi değil içimden. Malum, madem yabancı sınırlaması var, bizde Türk olabilenleri toplarız, olanların en iyilerini kullanmaya çalışırız kavramı.. (Bu arada yedekte bir Ganalı, bir İngiliz asıllı Türk de olduğunu unutmamak lazım)

Bizi bu hale getirenler utansın diyor devam ediyoruz. Malum bizde Türk olabilen Brezilyalıları değil, has Brezilyalıları almak isteriz ama izin alamıyoruz.. Neyse..

Maç içinde yorgunlukları belli olmaya başlayan oyunculara elbette bir takviye lazım, maçın başından beri susmayan tribündeki arkadaşlar, daha yüksek sesle bağırmaya çalışıyorlar, bizimkileri daha fazla gaza getirmeye çalışıyorlar. Ama unuttukları bir nokta var bence. Hangisi bu dediklerini anlayabiliyor ki??

Şampiyon Fenerbahçe diye bağırınca hadi bunu yakıştırır bu kadar yabancı oyuncu. Şampiyon her dilde olan bir kelime. Peki ya diğerleri? Yazdığımız dörtlükler, tribünlerde bazılarının unuttuğu Türkçe kelimeler yoğunluğundaki şarkılar.. Yabancılar bunu nasıl anlasın? Onların dilindede birşey yazamayacağımıza söyleyemeyeceğimize göre bir çözüm bulunması gerekmez mi? Bunu spor psikolojisinden anlayanlar elbette daha iyi bilecektir ama bence tribünde "Kadriye'nin güğümleri kalaylı" adlı şarkıyı tempolu söylemekle başka bir şarkıyı tempolu söylemek arasında pek fark hissedeceklerini sanmıyorum. Sözsüz ama gazsal şarkılar, yada 1-2 farklı şeyler denenebilir diye düşünüyorum.

Var mıdır benim bu düşünceme bir çözüm getirecek yorum getirecek olan?


Yazının devamını okuyun...