Güiza'nın Keşfedildiği Video

0

Saat: 16:50 | Yazar: Burak Doğan

Fenerbahçe'nin yıllardan beri en büyük şanssızlığı, Kenneth Anderson gibi bir pivot santrafor daha bulamamış olmasıdır.. Takımın şanssızlığı mı desek, yöneticilerin ve antrenörlerin beceriksizliği ve basiretsizliği mi desek bilemiyorum ama, her 1 Ocak'ta Alex'in yaşı bir bir ileri atarken, bu en önemli dönemimizi pivot santrafor bulamadan geçireceğiz gibi geliyor..

Türkiye Süper Ligi, futbol yapısı dolayısıyla, 3 büyüklerde de olsanız leblebi gibi gol atabileceğiniz bir lig değil.. Şu sıralarda, en yüksek gol ortalaması olan Galatasaray'da bile tek bir golcü yok, tüm oyuncular arasında paylaşılıyor goller. Tabii bunu Galatasaray'ın hem gol ortalaması, hem de hücumu defanstan daha çok düşünmesi dolayısıyla söylüyorum.

Yanlış hatırlamıyorsam, 2004 yılında geldi Alex Fenerbahçe'ye... Ondan önceki yakın süreçte ve ardından, türlü hücuma yönelik yıldız orta saha oyuncuları ve yıldız forvetler geldi.. Aklıma gelen başlıcaları Hooijdonk, Anelka, Ortega, Nobre, Kezman, Güiza... Fark ettiyseniz Nobre dışında hepsi daha önce oynadıkları liglerin yıldızları, gol kralları, hatta Maradona'nın veliahtları..

Alex ilk önce Hooijdonk ile anlaşamadı, Hooijdonk ayrıldı.. Genç bir Hooijdonk işimizi görebilirdi ama, artık yıpranmıştı.. Tam o zamanda büyük yıldız olmayan ama devre arasında Fenerbahçe'ye katılmasıyla takımı şampiyon yapan Nobre katıldı.. Belki de Alex ile en iyi anlaşan o oldu ancak, sisteme uygun bir topçu olması O'nun en büyük şansıydı.. O süreçte Anelka gibi ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu ancak şu anda idrak edenler tarafından zamanında b.k atılmaya çalışılan bir yıldız geldi.. Beraber oynadı, hem Alex ile anlaşamadı hem de sisteme uymadı.. Kezman yine aynı şekilde Alex ile anlaşamadı, tek forvete, Alex ile beraber oynamaya yatkın değildi, son vuruşu eksikti, zorla gönderildi.. Ve Güiza.. Alex ile anlaşamıyor, Semih bile ondan iyi anlaşıyor, son vuruşları çok kötü.........

Dikkatinizi çektiyse, sisteme adapte olamayan oyuncular, Alex ile iyi anlaşamayan kişiler.. Fenerbahçe'nin istikrar sağlamış tek oyuncusu mu Alex, yoksa geriye kalanların istikrar sağlayamamasını da Alex mi belirliyor bu bir muamma. Demek ki Fenerbahçe'de kalıcı olmak istiyorsanız, Alex gidesiye kadar ya onunla iyi geçineceksiniz, ya da onunla iyi geçineceksiniz.. Ama işin farklı da bir yönü var.

Fenerbahçe'nin son aldığı iki "kariyerli" forvet, son vuruş yüzdesi düşük oyuncular. Ya da Fenerbahçe'de bu yüzdelerini düşürdüler.. Kezman gibi Hollanda gol kralı olmuş bir oyuncunun ceza sahası köşesinden kaleyi tutturamamasını mi söylersiniz yoksa Güiza'nın kaçırdığı binlerce pozisyonu mu.. Tabii Güiza'da İspanya'nın bir sene önceki gol kralı! Yani futbolcular değerli ve başarılı, ama Fenerbahçe'ye gelince bu başarıyı bir türlü gösteremiyorlar..

Nedenler arttırılabilir. Tek forvet oynamanın zorluğu, dört defans oyuncusu arasında maç boyunca yıpranmak, takımın baskıya uyum sağlamaması ve sürekli besleyememesi, her pozisyondan bir sonuç çıkarma zorunluluğunun baskısı.. Sonuç olarak Kezman ve Güiza'nın bahtsızlığı ve beceriksizliği ortak.

Bu olayların üstüne, www.izlenmesiyasaktir.com sitesi, Güiza'yı süper bir dille eleştirmiş.. O kadar gol kaçırdıktan sonra, sözde Giüza'nın keşfedildiği videoyu yapmışlar.. Ama inanılmaz komik ve güzel olmuş.. Ufak bir değerlendirmenin üstüne, bu videoyu da sizlerle paylaşayım, tam olsun.. Sonuç olarak, kim şampiyon olacak ki? :)

spor - guiza’nın keşfedildiği maçın görüntüleri | izlesene.com




Yazının devamını okuyun...

Padişah Alex!

0

Saat: 17:18 | Yazar: Burak Doğan

Görüntünün sonundaki yorum, videonun anlamını bencede koyuyor ortaya.. Şu anda Fenerbahçe'nin içindeki dostluk ve arkadaşlığın üst düzeyde olduğuna inanıyordum, bunuda görünce üstüne kaymağı oldu..

Sene sonunda inşallah esas tacı takar başına Alex efendi..

Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!

Yazının devamını okuyun...

Roberto Carlos'a Doktor Öpücüğü!

0

Saat: 14:46 | Yazar: Burak Doğan


Maçın her yerde bilmem kaç farklı yorumu var.. Sonuç, Fenerbahçe'nin son 10 maçtaki 10. galibiyetini çok zor olmadan aldığı.. En iyi yorumları bir Galatasaray'lı cephesinden buradan, Fenerbahçe'li cephesinden ise buradan alabilirsiniz diye düşünüyorum. Benim yorumum çok kısa: İlk gole ofsayt, penaltıya penaltı değil denmesi önemli bir nokta değil. Önemli olan Galatasaray'ın ilk devrede bir, ikinci devrede 1 pozisyonu olması sadece... golü bile pozisyondan saymıyorum, maç içindeki geliştirilmiş ataktan bahsediyorum.. İlk devre Sabri'nin ortası, ikinci devrede Aydın'ın şutu.. Fenerbahçe'nin hastalığı ise attığı gol veya gollerden sonra bunu korumaya gitmesi.. 2 - 0 değil de maç 0 - 0 olsa takır takır oynamaya devam eder, yine istediğini alırdı..

Esasen gelelim konumuza.. Maç 2 - 1, Galatasaray Fenerbahçe'nin 2 - 0 sonrasında çekilmesinin ardından bastırıyor.. Orta sahanın sağında, tam 4. hakem önünde, maç boyunca hiç top alamayan ve yararlı hiçbir hareket yapamayan Keita tam ilk defa Carlos'u geçecek iken, Carlos'un faulune, daha doğrusu sarılmasına maruz kaldı. Herkes Carlos sarıyı gördü derken, koşa koşa gelen hakem Keita'ya kırmızı kartı gösterdi.. Sonra da Keita'nın ağır çekimde, düşerken vurduğu sağ kroşeyi hep beraber izledik..

Bu sırada pozisyon tekrar gösteriliyor, herkes Keita'nın çok kuvvetli olmadığını ve Carlos'u bayıltamadığını konuşurken ekrana Carlos geliyor doktor ile birlikte.. Artık bizim doktor mu Malzemeci bilemem ama, Keita'nın kızarmasının etkisini arkasına alıp, güzel busesi ile birleştirerek Carlos'un tam darbeyi aldığı yere konduruyor..

O sırada Carlos gülmeden nasıl ayağa kalktı bilmiyorum ama biz ekranın karşısında gerçekten yıkıldık.. Yurdum İnsanı'na buradan sevgiler gönderiyorum karşımıza burada da çıktığı için.. Maçın sonrası zaten malum..

Yazının devamını okuyun...

Dünyanın En Büyük Derbisi Psikoloji Kitaplarında!

0

Saat: 14:51 | Yazar: Burak Doğan



Artık kitaplara girmiş, kendini kanıtlamış, bir türlü önüne geçilemeyen sonuçlardan sonra ÖSS test kitaplarına girmiş olması da son derece etkileyici.. Nedir bu Galatasaray'ın çektiği kardeşim.. Ya da Galatasaray'lı öğrenci ne yapsın bu soru karşısında? :)
Yazının devamını okuyun...

Derbiye Farklı Bir Bakış

0

Saat: 17:18 | Yazar: Burak Doğan


Yine bir derbi, hemde derbinin en kallavisi.. Galatasaray Fenerbahçe... Nam-ı değer dünya derbisi, yeryüzündeki en büyük derbi falanda filan... Adı, sanı, kavgaları büyük kalmış, kendisinde 1 dakika top oynanmayan boş maçın adı, Türkiye'de derbi olmuş..

İlk önce oturtup Bir Barcelona - Real Madrid, Boca - River falan izletmek lazım bu oynayacak adamlara.. Çünkü artık bir derbinin çekiciliğini kaybetmesi için ne yapmak gerekiyorsa yapmaya başladılar.. Derbinin çok büyük bir üstünlük gösteri merkezi, takıma ait olma onuruna erişme ya da taraftarla bütünleşme noktası olduğunu çoktan unuttular, hatta bıraktılar gittiler.. Çıksalar maça, başlasa iki takım da takır takır top oynamaya, bir o taraf atsa, bir bu taraf, sonunda "sahalarda görmek istediğimiz hareketler" oluşsa, bizde derbi izlemiş olsak..

Hadi bunları bir kenarıya bıraktık.. Üç senedir Sami Yen'de yaşananlar artık sabır taşıracak hale geldi.. Artık Mecidiyeköy'deki gecekondu görünümlü stadda, maç izleyenden çok, maçı oynatmamaya çalışan taraftarlar var. Tamam tamam, Hıncal'ın dediği gibi Kadıköy'ün de tapusu yok, izni vs yok, orası da gecekondu olsun sizin gözünüzde, anlaştık..

Küfürün olmaması imkansız gibi, bunda zaten hemfikiriz. Bunun için en büyük çalışmayı yapanın da lütfen Fenerbahçe olduğunu objektif olarak kabul edelim. Pekiiii, şu pet şişe yağmuru yaşanan maça ne demeli? Bu şekile bir maç nasıl oynanır değil asıl soru, bir yönetici, bir Başkan buna nasıl izin verebilir? Dünyadaki en büyük derbilerden birinin bi yerine su kaçırmaya kimin ne hakkı var ki? Hemde 90 dakika.. Normalde o kadar su o stadda, herhalde 48 saat Le Mans yarışları yapılsa anca stoklanabilir.. Kadıköy'de Mondragon'un kulağının dibinde patlayan "ses bombası"- halk tabiriyle "torpil"i de bunun karşısında söylediniz dile getirdiniz, bu paragraf hakkında da söyleyebilecek birşeyler buldunuz hadi..

Ama bu paragraftan, Galatasaray'lıların bile isyanı var, dile getirmeden duramayacağım.. Maç bitti, bitmeden önce sağlam kavgalar çıktı, o ona vurdu, o onu ıssırdı hem de ayağına bastı! Ama aynı zamanda öbürü de diğerini yakasından çekti, ötekisi yakasından çekti diye bastı tokadı, öbürü de yumruğu.. Tut, çek, vur, ittir, boğazını sık.. Yahu dünyanın en büyük derbisi diyoruz, birbirinizi öldürün demiyoruz ki... Neyse. Şu anda maç ile ilgili herşeyi unutmuş olsanız ve şu videoları izleseniz ne düşünürsünüz?

Yorumum en altta, gelin videoları da beraber izlemiş olalım..













Dediğim gibi bu videoları ilk kez izliyor olsam, 3 adet Mavi eşofmanlı takım oyuncusunun özellikle sakin konuşarak derdini anlatmaya çabasını, diğer 2 tane kırmızılı takımın oyuncularından sahada dayak yemişte, hala sesini çıkarmamaya çalışan oyuncular gibi görürüm. 2 kırmızılı oyuncuyu ise, şu anda bulsalar, diğer takımın 11'ini kabadayılıklarıyla orada bir daha dövmeye kalkacağına inanırım. Bu ne yahu!

Hepiniz, Türkiye'nin en göz önündeki sporcuları, milli futbolcularısınız. Bırakın bu kabadayı konuşmalarını, bulduk mu yakalar döveriz, sopamızı çekeriz ayaklarını. Ne kazanıyorsunuz ki bu demeçlerle? Biraz daha sakin olup, derdinizi öyle anlatmaya çalışsanız, taraftarları birbirine sokmayı engelleseniz.. Hadi kavga ettiniz be adamlar, bari sporcu olunda sahada kalmasını başarın yahu.. Bu kadar mı olur yani..




Yazının devamını okuyun...

Rekabetin 100 Yılı

0

Saat: 10:33 | Yazar: Burak Doğan

Rekabetin 100 yılı.. Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan ilk maç, 17 Ocak 1909'da Union Club'ın sahasında oynanmış. Ve yukarıdaki üstüne tıkladığınızda daha da büyüyecek olan fotoğraf, o maçtan bulunan tek kare. Ali Sami Yen'in kişisel arşivinden bulunan bu kareyi, Galatasaray Resmi sitesi dün almış, üzerine de Fenerbahçe'nin Galatasaray'sız, Galatasaray'ında Fenerbahçe'siz olamayacağını çok güzel anlatmış.. Ellerine Sağlık, Helal Olsun demek geldi içimden.. Biraz da bunlara ihtiyacımız yok mu sizce..
Yazının devamını okuyun...

Kasim Ayi Dert Ayi..

2

Saat: 10:42 | Yazar: Burak Doğan



Sosyal Sorumluluk Projesi...

Kaynak: Ben Fenerbahçeliyim..
Yazının devamını okuyun...

Hatıralar Sarmış Dört Bir Yanımı..

6

Saat: 10:22 | Yazar: Burak Doğan


Yazının devamını okuyun...

Kadıköy'e Turuncu Giyip Geldiniz Ama Biz Sizi Yine Tanıdık!

0

Saat: 14:31 | Yazar: Burak Doğan


İstanbul'un Lord'u, maça çıkarken belki Türkiye Profesyonel Futbol Ligleri'nin ilk günlerinden bugüne kadar hiç olmadığı kadar kötü bir yerdeydi ama, rakibi de Kadıköy'de galibiyet görebilmek için UEFA Final'ini Kadıköy'de oynamak isteyen arzulayan bir ekipti..

Maça gelirken son derece heyecanlı, birazcıkta küstahtılar.. Malum, son zamanların en iyi kadrosunu kurmuşlar, en golcü oyuncularını kenarda oturtacak kadar kadro zenginliği yaşayan bir yapıdaydılar.. İstanbul'un Lord'u ise, tarihinin en yüksek yüzdeli ve oyuna katkı sağlayan oyuncusunu sakatlığından dolaı tribüne yollamıştı..


Bir önceki postta hatılattığım gibi, 29 Aralık 1999'dan beri galibiyeti yoktu 6s'ın.. Yani 21. yüzyılda, Şükrü Saraçoğlu stadyumunda galibiyeti yoktu Lig'de.. Bir türlü şansı tutmuyordu ama, dedim ya hem heyecanlı, hem de güvenlilerdi bu sefer.. Maçın düdüğü çaldığı andan itibaren topa sahip oldular ve "Hatıralar Sarmış 4-1 yanımı" şarkısını söylememizi sağlayan golü attılar.. 6-0 olduğunda söyleyecek şarkı bile bulamamıştık.. Ama şimdi bir gol avansını vermiştik.. Unuttuklarını hatırlatmanın zamanı gelmişti:
Dakikalar geçiyor, Fred - Wilma aşkı devam ediyordu.. Aslında birazcık +18 kıvamına geldi bu maç ama, dayanamadık, biraz kararttık, biraz flulaştırdık ve Fred ile Wilma'yı akşam yemeğinden sonra, yatak odasına gitmeden önce herkesin görebileceği bir iki durumda yakaladık.. Hani sadece sonrasında ne olduğunu düşünebilmeniz için..
Resim 1 : Fred ile Wilma
Resim 2: Fred ile Wilma :)

Bunların hepsi, yıllardır Galatasaraylı dostlarımızla beraber yaptığımız eğlencenin uyarlanmış hali elbette.. Bizde yenilsek, Galatasaraylı kardeşlerimiz ertesi gün Japon bayrağı sallayacak, esprilerini yönlendireceklerdi.. Ama olmadı, tılsım, Fenerbahçe'yi en zor gününde tekrar şampiyonluk yarışına döndürdü.. Galatasaray'a ise yine hüsran Kadıköy'de..

Yapılan espriler ise olcak gibi değil.. İnanılmaz çalışmalar, yaratıcılıklar var her yerde.. Bir derleme yaptım, sizlerle paylaşmak istedim.. Gerçekten insanlar bunlara kafa yoruyor ve eğlencenin devamı geliyor..

* KADIKÖY'E turuncu giyip geldiniz fakat yine de sizi tanıdık.


*'Bu sefer 4'te kaldık, 6'lı yattı'

*Hatıralar sarmış 4-1 yanımı

*Emre Aşık, G.Saray'a gol attı, gerçek F.Bahçeli oldu

*Obama Cimbom'a yardım et

*Galatasaray, Fenerbahçe'yi AİHM'ye verse milyonlarca Euro tazminat alır. Böyle işkence yapılır mı? Her sene her sene.

*'Galatasaray' ve 'Kadıköy' kelimeleri birarada ise '4 düşün 1 söyle'

*Her zaman her yerde her 'Kasım'da.

* GALATASARAYLILAR, 'Fenerbahçe'yi yenemiyoruz' diye üzülmeyin. Rüya yazıp 1907'ye yollayın. Rüyanızda Fenerbahçe galibiyeti görün.


'BU SEFER 4'TE KALDIK, 6'LI YATTI'

* 4-1 kere maşallah

* Gelin kızımıza DEDE'sinden 4'ü 1 yerde..

* Aslan'a sormuşlar: Senin rengin neden turuncu?
Cevap vermiş: Aslında kırmızıydı. Kadıköye gelince korkudan rengim uçukladı.

* İstersen donalatalım 4-1 yanı bayraklarla, İstersen çınlatalım 4-1 yanı şarkılarla...

* BABA "BANA GENÇLİĞİNDE FENERBAHÇE'Yİ YENDİĞİMİZ GÜNLERİ ANLATSANA"....

* GS takvimlerden Kasım ayının çıkartılması talebinde bulunmuş.

biraz matematik çalışalım

* 6 - 0 = 6

* 4 - 1 = 3

* 6 + 3 = 9 KASIM

* Galatasarayı koluma takarım,KADIKÖY'de 4-1 tur atarım, olmadı bi de seneye 5 atarım :)

* Sevgili Selocan, Cimbomlu arkadaslarim 1 kere caldirip kapatti, 4 kere aradim cevap yok, hatlari mi arizali acaba?

* 444 1 444 ALO KADIKÖY

* Büyük İskender: Galatasaray Fenerbahçe'yi Kadıköy'de En son ne zaman yendi Polatım?
Polat:Ha-Tır-La-Mı-Yo-Rum.

KASIM'DA FARK BAŞKADIR...

* Kadıköy merkez şubemizde Yengeç Dansı Kursları verilmektedir.

KADIKOY CIVARINDAN 4 + 1 EV ARANIYORR

* Aslan Terbiyecisi İş Başında 11.Sezon [DVD]



Yazının devamını okuyun...

22 Aralık 1999 - Kadikoy'de Son Galatasaray Galibiyeti

0

Saat: 11:04 | Yazar: Burak Doğan


Yıllardır konuşulur durulur.. Galatasaray, 10 yıldır Kadıköy'de Fenerbahçeyi yenemiyor, işte onuda yapsanız yenemezseniz, bunuda yapsanız yenemezsiniz hesapları ortalıkalrda uçuşur.. Her sene Galatasaray bir şevk ile Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadyum'una gelir, geldiği gibide gider.. Hatta geçen seneki maçı saymazsak, geldikten sonra ya şampiyonluğu bırakır gider, ya da 6 gol yiyerek evine döner..

Tamam peki bunları herkes zaten ezbere biliyor.. Peki Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi en son Kadıköy'de bir lig maçında ne zaman yendiğini kim hatırlıyor? Ben hatırlamıyordum, güzel bir çalışma ile bunu öğrenmiş oldum, sizinle de paylaşmak istedim.. Alttaki yazı, Meriç Tunca'nın 22 Aralık 1999 başlıklı yazısı.. Merak edenlere..

22 Aralık 1999

Mustafa Denizli...
Werner Lorant...
Christoph Daum...
Artur Zico...

***

Bu isimlerin ne ifade ettiğini az sonra açıklayacağım...

***

Mircea Lucescu...
Fatih Terim...
George Hagi...
Eric Gerets...
Karl Heinz Feldkamp...

***

Bu isimlerin de...

***

Ama önce sizleri 22 Aralık 1999'un Türkiye'sine götürmek istiyorum;

***

Bundan tam 9 yıl önce;

* Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı, merhum Bülent Ecevit, Başbakan ve merhum İsmail Cem Dışişleri Bakanı idi..
* F.Bahçe Samandıra Tesisleri'nin inşaatı sürüyor, Marmaray için "Yapılsın mı, yapılmasın mı?" tartışmaları devam ediyordu.
* Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hapis cezasını tamamlamış ama siyasi yasaklıydı.
* Cumhuriyet altını 33 milyon liraydı. Borsa 14 bin 119 puandaydı. Dolar 6 bin, euro 9 bin liraydı.
* Kırmızı ışıkta geçmenin cezası 11 milyon 250 bin liraydı.
* Benzinin litresi 550, LPG 150 bin liraydı.
* Asgari ücret 93 milyon 600 bin liraydı.
* Beşiktaş'ta Süleyman Seba başkandı.
* ABD Başkanı Clinton'dı. Rusya'da da Yeltsin iktidardaydı.
* Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu'nun kızları Zehra daha iki yaşındaydı.
* Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali daha açılmamıştı.
* Bugünkü Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tümgeneraldi..
* Maçın oynandığı gün TMSF, Egebank, Esbank, Yurtbank, Sümerbank ve Yaşarbank'a el koymuştu... Demirbank, Ulusalbank, Toprakbank, Kentbank, İktisat gibi bankalar vardı. Fortis, HSBC, Dexia henüz Türkiye'ye gelmemişti.
* Engin İpekoğlu, Fenerbahçe ve Milli Takım'ın yedek kalecisiydi.
* Milli Piyango'nun yılbaşı büyük ikramiyesi (31 Aralık 1999 için) 1 trilyon liraydı. Trilyon barajına ilk kez ulaşılmıştı.
* Taksim-4.Levent metrosunda tünel inşaatları devam ediyordu.
* Cem Yılmaz askere gitmemişti.
* Google yoktu. Cep telefonlarının ekranları renkli bile değildi.
* Ve o gün ilk okula giden çocukların bir çoğu bugün üniversiteden mezun oldu..

***

O tarihte Galatasaray'da Faruk Süren başkandı.. Daha sonra sırasıyla Mehmet Cansun, Özhan Canaydın başkanlık yaptı. Ve şimdi de Adnan Polat başkan oldu..

Fenerbahçe'de ise o tarihte başkan olan Aziz Yıldırım bugün de başkan..

***

Bütün bunları niye mi yazdım?..

Galatasaray'ın Kadıköy'de son Fenerbahçe galibiyeti yaşadığı tarih 22 Aralık 1999'du. Skor 2-1'di..

İlginç olan tek şey, bugün o maçta Galatasaray forması giyen hatta ikinci golün pasını veren Emre Belözoğlu görev verilirse pazar akşamı bu kez Fenerbahçe'nin başarısı için ter dökecek.. Sarı-Kırmızılı ekipte ise o kadrodan sadece Hasan Şaş kaldı..

***

Şimdi gelelim en baştaki teknik direktör isimlerine;
İlk grupta bulunanlar Kadıköy'de bırakın beraberliği hiç Galatasaray yenilgisi görmediler..
İkinci gruptakiler de Galatasaray galibiyeti.. Hatta beraberliği bile..
Bugün iki takımın başında da yeni hocalar var..
Fenerbahçe'yi Aragones, Galatasaray'ı Skibbe çalıştırıyor..
Sonuçta pazar gecesi bir tanesi ''Geleneği'' devam ettirecek.
Ve iki hocadan biri sonuca göre büyük bir ihtimalle ülkesine dönecek..
Sizce hangisi?

İŞTE O TARİHİ MAÇIN KADROLARI:

TARİH: 22 Aralık 1999

STAD: Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu

HAKEMLER: Muhittin Boşat (***), Fahir Ersoy (*), Cüneyt Elmaskeser (*)

FENERBAHÇE: Rüştü Reçber (Kaptan) (***), Mustafa Doğan (**), Alpay Özalan (**), Samuel Johnson (**), Abdullah Ercan (***), Tayfun Korkut (**) (Dk.81 Erkan Sözeri), Kemalettin Şentürk (**), Metin Diyadin (*), John Leshiba Mosheou (*), Yaw Preko (*) (Dk.46 Elvir Boliç) (**), Dinu Viorel Moldovan (***)

YEDEKLER: Murat Şahin, Uche Alozia Okechukwu, Serkan Özsoy, Tufan Apaydın, Güvenç Özkan

TEKNİK DİREKTÖR: Zdenak Zeman

GALATASARAY: Mehmet Bölükbaşı (**), Fatih Akyel (**), Carlos Alberto De Oliveria Capone (**), Gheorghe Popescu (**), Ergün Penbe (***), Okan Buruk (***), Suat Kaya (**) (Dk.46 Ahmet) (**), Emre Belözoğlu (***), Hasan Gökhan Şaş (**) (Dk.67 Tugay Kerimoğlu) (**), Hakan Şükür (***), Mandinga Dos Santos Marcio (***) (Dk.85 Bülent Korkmaz)

YEDEKLER: Kerem İnan, Mehmet Yozgatlı, Arif Erdem, Saffet Akyüz.

TEKNİK DİREKTÖR: Fatih Terim

GOLLER: (Dk.20) Hasan Gökhan Şaş (sağ ayak, pas Mandinga Dos Santos Marcio), (Dk.30) Mandinga Dos Santos Marcio (sağ ayak, pas Emre Belözoğlu) (Galatasaray) ; (Dk.51) Dinu Viorel Moldovan (sağ ayak, pas john Leshiba Mosheou) (Fenerbahçe)

SARI KARTLAR: (Dk.24) Fatih Akyel, (Dk.37) Mandinga Dos Santos Marcio, (Dk.75) Gheorghe Popescu, (Dk.78) Emre Belözoğlu (Galatasaray)

Kaynak: Hurriyet

Yazının devamını okuyun...

Şampiyonlar Ligi Sonuçları (İlk Hafta) ve Golleri

1

Saat: 13:39 | Yazar: Burak Doğan

Futbolda Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde ilk hafta mücadelesi (E), (F), (G) ve (H) gruplarında yapılan toplam 8 maçla sona erdi.

(G) Grubu'nda yer alan Fenerbahçe, FC Porto'ya deplasmanda 3-1 yenilerek ligdeki ilk haftayı puansız kapatırken, grubun diğer maçında Dinamo Kiev ile Arsenal 1-1 berabere kaldı.

Şampiyonlar Ligi'nde bugün oynan maçlarda alınan sonuçlar ve gollerin görüntüleri şu şekilde;

(E) GRUBU:
Manchester United-Villarreal: 0-0


Celtic-Aalborg: 0-0


(F) GRUBU:
Steaua Bükreş-Bayern Münih:0-1


Olympique Lyon-Fiorentina: 2-2


(G) GRUBU:
FC PORTO-FENERBAHÇE: 3-1





Dinamo Kiev-Arsenal: 1-1


(H) GRUBU:
Juventus-Zenit Petersburg:1-0


Real Madrid-BATE Borisov: 2-0

Yazının devamını okuyun...

2008-2009'a Hazir Misiniz?

1

Saat: 15:44 | Yazar: Burak Doğan

Belki son yazılarım fazla Fenerbahçe ağırlıklı oldu ama, bu video ile sezonu açmak istiyorum Şampiyonlar Ligi'ne.. Video'yu No Pain No Gain'de gördüm, inanılmaz beğendim, paylaşmak istedim.. Deivid'in Chelsea'ye golünü bende daha önce bu açıdan görmemiştim.. Gerçekten inanılmaz.. İzleyin, tüyleriniz diken diken olmazsa, Fenerbahçeliliğinizden şüphe edin..


Yazının devamını okuyun...

İbrahim Kutluay İTÜ'de

1

Saat: 10:17 | Yazar: Burak Doğan


Evet aslında ilk duyduğumda inanamadım.. Her ne kadar yaşı ilerlemiş olsa da, her ne kadar Fenerbahçe iyi transferler yapmış olsa da, İbrahim Kutluay tekrar ülkemizde basketbol oynamaya başlayacaksa, bunun adresi Fenerbahçe olmalıydı. Bu düşüncemi desteklediğim nokta ise, her zaman takımda yüreğiyle, isteğiyle, oynadığı takımının taraftarı olmasının getirdiği hırsla çabalayan oyunculara ihtiyaç olduğunu düşünmem.. Fenerbahçe futbol takımında bu eksikliği Tuncay gittikten sonra nasıl yaşıyorsak, basketbol takımında da bir o kadar yaşıyoruz diye düşünüyorum. Yıllarını Fenerbahçe'ye vermiş, bundan daha da önemlisi, Fenerbahçeliliği herkes tarafından bilinen İbrahim Kutluay'ın hem tecrübesinden yararlanabilmek için, hem de gelecekte Fenerbahçe yapısı içerisinde bulunabilmesi için son senelerini Fenerbahçe'de geçirmeliydi diye düşünüyorum.

Fenerbahçe'nin kendisiyle anlaşmamasının nedenleri arasında kişisel olaylar olabilir, yapılan ufak tefek yanlışlar olabilir bunu biz bilemeyiz. Ama böyle bir Fenerbahçeli'nin, basketbol hayatının sonlarına yaklaşmışken, kendi takımı tarafından istenmemesi gerçekten çok iç burkucu.. O'nun ne derece Fenerbahçeli olduğunu anlamamız için, Papazın Çayırı Blogunda, Hakan Artış'ın yazısını okumanız sizin için yeterli olucaktır.. Kaynak burası, ama ben dayanamayım, sayfanın ilerleyen kısmında bu mükemmel yazıyı paylaşmak istiyorum..

İki yıl önce yazdığım “İbrahim Kutluay Gerçeği” yazımı yayınlamak bugüne nasipmiş... Fenerbahçe’de genel menajerlik görevi üstlendiğim yıllarda İbrahim’le ilgili çok hoş anılar yaşadım. İstedim ki gerçekten yaşanan bu değerli anılar bende saklı kalmasın. İstedim ki onun nasıl bir sporcu olduğu ve gerçek bir Fenerbahçeli olduğu artık bilinsin... Çalışkan, başarılı, efendi, dürüst, yakışıklı, alçakgönüllü, lider, bırakın kendi takım taraftarını, rakip takım taraftarlarının bile sevdiği, milyonlarca minik basketbolcu adayının kendisine örnek aldığı, ay yıldızlı takımın dev adamı ve Fenerbahçe’nin yaşayan efsane basketbolcusu İbrahim Kutluay.

Bir gün İbrahim odama geldi, kapıyı kilitledi ve “Hakan ağabey bir televizyon kanalından ve reklamlardan kulübe gelecek ödemelerde bir gecikme olacakmış bize yapılacak ödemeler bizler için çok önemli değil ama bu haftaki Galatasaray maçı öncesi Amerikalı oyunculara ödeme yapılmaması problem yaratabilir. Bu parayı ben sana versem ( 100.000 dolar) sende bu parayı resmi yoldan onlara ödesen, ayrıca bu olay da ikimizin arasında kalsa olur mu?” demesiyle boğazımda bir şeyler düğümlenmişti, yutkunamıyordum bile, aniden bütün benliğimi titreten bir ürperti ile sarsıldım, gözlerim dolu dolu olmuştu ki birden kendimi toparlayarak ayağa kalktım. O Fenerbahçesine 12 yaşında gelmiş, Fenerbahçe’nin gerçek Fenerbahçe’li sporcusuydu onunla gurur duydum, kucaklayarak yanaklarından öptüm ve bu işi en kısa yoldan halledeceğime dair ona söz verdim. Bende uğraşlarım başarısızlıkla sonuçlanınca yabancı oyuncuları odama çağırdım o zamanki antrenör Murat Özgül ve yardımcısı Devrim Kıvanç’la birlikte onlara takım arkadaşlarının ne düşündüklerini, ne yapmak istediklerini ve fedakarlıklarını anlattık. Onlar da gıkları bile çıkmadan kırk yıllık Fenerbahçe’li gibi maça çıkıp oynadılar. Maç sonunda da Galatasaray galibiyetini taraftarlarına armağan ettiler. O gün bugündür İbrahim’in Fenerbahçelilik ruhunu taşımayan sporculara örnek teşkil ettiğine inanırım.

Hırvat takımıyla deplasmanda şampiyonlar ligi maçı oynuyorduk ki maçın tam 5. dakikasında İbo kaşının üstüne aldığı dirsek darbesiyle sırt üstü yere devrildi, bir anda İbonun çevresi kan gölüne dönüşmüştü . Doktor ve ben onu soyunma odasına götürdüğümüzde odanın zemini kandan kurban bayramı görüntülerini aratmıyordu, sadece İbrahim’in “Haydi doktor elini çabuk tut dik artık şurayı, haydi Hakan ağabey çabuk olun arkadaşlarımın bana ihtiyaçları var hemen sahaya dönmek zorundayım” feryatları odada yankılanırken ben onun bacaklarını sıkı sıkıya tutarken, o da eline geçirdiği havlu parçasını ağzına sokarak dişleri ile havluyu sıkıştırıp bir nebze olsun acıdan kurtulurken, benim o günkü tabirimle doktor onu canlı canlı dikti. İbo kafası sargılı tek gözünün yarısı kapanmış, şişmiş ve morarmış bir şekilde adına destanlar yazılmış büyük Türk kahramanı Ulubatlı Hasan edasıyla oyuna girerken bile formasındaki kan lekelerini bana gösterip “Hakan ağabey sarı formama kırmızı karıştı kızmazsın değil mi ?” Esprisini, maçın bitiş düdüğü ile birlikte attığı 43 sayısını, taşıdığı o kutsal formanın renk aşkı ve gururuyla arkadaşlarının omuzlarında soyunma odasına uğurlanışındaki mahcup ama gururlu başı dik binlerce Yugoslav taraftarın bile dakikalarca ayakta alkışladığı anını hiç ama hiç unutamam...Fenerbahçelilik ruhu bu olsa gerek diye düşünürüm, ama KARAR sizin!!

İbrahim’in özellikleri, yetenekleri, yaptıklarını anlatmak için sayfalar yetmez ama birkaç küçük hatırlatmanın da yararlı olacağını düşünüyorum. Fenerbahçe’de yıldız oyuncu olduktan sonra bile hiçbir zaman şımarmadı, aksine alçak gönüllüğü ve yardım severliği hiç mi hiç bırakmadı. Takımın genç oyuncularına maddi manevi destek olur, cep telefonu olmayana cep telefonu hediye eder, Anadolu’dan basketbol oynamaya Fenerbahçe’ye gelmiş bir çok genç sporcuya gıda, giyecek ve eğitim konularında destek verir. Ezeli rakiplerle olan maçlar öncesi takım arkadaşları için moral yemekleri verir, onları motive etmek için kendi bütçesinden özel primler verir. Kazanılan maçlar sonrası ise kesinlikle takıma kutlama yemekleri düzenler. Ayrıca da takımın her zaman lideridir, takım içindeki birçok sorun menajere ve yönetime gitmeden İbo tarafından çözülür. Takım deplasmana giderken tüm oyuncular otobüsteki veya uçaktaki koltuğunun çevresinde toplanır. Çünkü şarkıları, bilgi yarışmaları, bilmece ve bulmacaları, ezeli rakiplere bestelediği tezahüratları, esprileriyle her seyahatte eğlence, renk ve moralle takıma neşe ve motivasyon sağlar.

İbrahim hiçbir zaman konuşmadı, o karalandığı gibi kimseyi karalamadı, terbiyesizlikle ve beceriksizlikle suçlamadı. “Hedefleri büyük olan takımda oynamak istiyorum” demeciyle gizli isyan rüzgarları estirip taraftara küçük uyarılar da bulunmaya çalıştı, fakat o da aleyhine kullanıldı. İbo sadece Fenerbahçe’nin Fenerbahçe’ye yakışmayacağı bir takım kurduğunu, Fenerbahçe’nin hedefi olmadığını lig sonunda ki dokuzunculuğunu önceden taraftara yansıtmak istiyordu, haber veriyordu sanki, ama alıştığı sevgiyi, ilgiyi, dostluğu, desteği, yakınında da ona sahip çıkacak ve kucak açacak birilerini yanında bulamayınca da açık bırakılan pencereden üzgün ve sessizce kalbi ve kanadı kırık uçtu gitti gurbete yavru kanaryamız. Bazen düşünürüm keşke o yıllar futbolcu Baliç’e sunulan sevginin, ilginin ve değerin küçücük bir parçasından yoksun bırakılmasaydı diye!!! Onun suçu Fenerbahçe’nin öz be öz çocuğumu olmasıydı ?

O şimdi yıllarca savaştığımız halkın kahramanı ilan edildi, Fenerbahçe forması giymiş Yunanlı taraftarların desteğinde AEK takımına Yunanistan’ın en büyük kupasını kazandırıyor, Yunanistan dış işleri bakanı Papandreu’nun elinden barış elçisi ödülünü alıyor. Abdi ipekçi dostluk ve barış ödülüne layık görülüyor. Ardından Yunanistan’ın en ünlü takımı Panathinaikos’a transfer oluyor. (İki gün önce de, Avrupa’nın en büyük kupasını İtalya’nın ünlü takımı Kinder potasına attığı 22 sayı ile Yunanistan’ın Panathinaikos takımına kazandırdı.) Ama o hala bana telefonda büyük keyif ve zevkle 15 bin kişilik salonda Yunanlı taraftarların coşkuyla salladıkları sarı lacivert bayraklardan ve giydikleri Fenerbahçe formasından, Galatasaray’la bir ölçüde şampiyonluğu belirleyecek lig maçında Saraçoğlu mabedinde takımının yanında olacağından bahsediyor. Bizim alt yapımızdan yetiştirdiğimiz değerimize başkaları daha fazla değer veriyor. Çünkü bizler kendi değerlerimize sahip çıkmıyoruz. İbrahim Kutluay gibi Fenerbahçe ruhu taşıyan ve onunla yaşayan değerler kolay yetişmiyor.

25 milyon taraftarı ve dünyanın en büyük kulüplerinden biri olan Fenerbahçemizin yöneticilerine son kez sesleniyorum “Özlüyorum onun Fenerbahçelilik ruhunu, Fenerbahçe sevgisini, her sayıdan sonra yumruklarını sıkıp tribünlerin önüne gelişini, sevincini, coşkusunu, zafer naralarını, taraflarla kucaklaşmasını, ama o yok artık...”

Onun gibi Fenerbahçe ruhu taşıyan, renklerine aşık, kulübü için her türlü fedakarlığı yapan, Fenerbahçe’nin alt yapısından yetişmiş, Milli takımımızın gururu, Türk basketbolunun yıldızı, Avrupa sayı kralı oyuncumuzla aynı formayı kuşanmanın ve aynı renkler altında onun menajerliğini yapmış olmanın gururunu taşıyorum. Onunla ilgili yazacak daha çok şey var ama şimdilik gerçekler için birkaç küçük anının sizler için aydınlatıcı olduğuna inanıyorum... Ama yine de karar sizin!!!

Her duyduğunuza inanmayın, gerçekler anıların içinde saklıdır.

Hakan Artış

Yazının devamını okuyun...

Ben Yokken..

0

Saat: 10:28 | Yazar: Burak Doğan

Daha öncede belirttiğim gibi bir süredir yoktum ortalarda.. Tatil dediğin yorgunluk olmadan olmazmış misali, yorulup geldim.. Blogumu özlemişim, yorum yazmayı, yazı yazmayı, yorum onaylamayı, başlık aramayı özlemişim, o durumdayım. Her ne kadar iş yoğunluğu beni sarmış olsada eksikliğimden dolayı, yinede dayanamadım, RSS Reader'ımdaki 800 yazıyı az önce incelemeyi tamamladım. Bunun içinde, aynı tatile çıkmadan önce yaptığım gibi sizlerle paylaşmak istediğim yazılar vardı, dayanamadım, ben okudum, sizde okumadan kalmayın diye buraya sıralıyorum;

Rıdvan'ın ne kadar oyunu yaşayarak yorumlayan bir efsane olduğunu hepimiz iyi biliriz.. Avrupa Şampiyonasını Lig TV'den değilde, TRT'den izlemek zorunda kalmıştım.. Ve Volkan'ın kırmızı kart gördüğü pozisyondaki yorumlarını dinleyememiştim.. Capitcao Grande kendi yazısında bu görüntüyü paylaşmış, bende sizinle paylaşıyorum..



Uche Okechukwu, kendi blogunda, Fenerbahçe'nin 105 golle şampiyon olduğu efsane yılda, 100. Golün videosunu yayınlamış.. Linki burada..


Milan Baros hakkında da iki yazı yazılmış.. Bir tanesi, Haşmet Babaoğlu'nun Kezman transfer edildiğinde yaptığı yorumları Baros transferinde yapıp yapmayacağı.. Çünkü Baros'ta daha önce ırkçı hareketleriyle soruşturmalar geçirmişti. Fotoğraf herşeyi açıklıyor zaten.. Yalnız bu fotoğraftan daha vahimide var. Öncelikle bir istatistiği verelim. Kupa6 adlı sitede, Baros'un bir istatistiğinden söz edilmiş:) Link burada, önemli cümle ise tırnak içinde..

"Galatasaray’ın 7 milyon avro bonservis ücreti ile Lyon’dan transfer ettiği Milan Baros, 2008 yılında oynadığı resmi müsabakalarda ”0” sıfır çekerek, geçtiğimiz sezon Kayserispor forması giyen ve şu anda Bursaspor forması giyen çıktığı müsabakalarda toplam ”5” gol atan Kaleci Dimitar İvankov’un gerisinde kalmayı başardı. Transfer öncesinde Türkiye’de bu sezon yapılmış olan tüm transferleri gölgede bırakacaklarını belirten GS Yönetimi’ni yapmış oldukları bu transferi bizlerde hayretler içerinde takip ettik. Son 3 sezonda iki oyuncunun attıkları gol sayısı toplamı 16 (on altı)."

Ardından Baros hakkındaki son yorum ve fotoğrafta, No Pain, No Gain'den geliyor:

Baros'un biraz alkole düşkünlüğünden bahsediyor kendisi: Alkol'ü fazla kaçırınca bakın ne hale geliyormuş Milan Baros!


Yazının devamını okuyun...

Şampiyonlar Ligi Grupları

0

Saat: 13:59 | Yazar: Burak Doğan


Ben, bildiğiniz gibi 10 günlük tatildeyken, Fenerbahçe'nin bu seneki başarısını tekrarlayacağına inandığım Şampiyonlar Ligi Grupları'nın kuraları çekilmiş. Real Madrid, Juventus, Zenit ve Bate gibi bir ölüm grubu varken 4. torba için, Fenerbahçe'nin grubu çokda zor görünmüyor. Bununla beraber, sanırım herkeste bir mutluluk, bir bekleyiş var.. Fenerbahçe ile beraber, buyrun bütün grupların içeriklerine bir göz atalım;


A GRUBU
Chelsea
Roma
Bordeaux
Cluj

B GRUBU
Inter
Werder Bremen
Panatinahikos
Anorthosis

C GRUBU
Barcelona
S. Lisbon
Basel
Schaktar Donetks

D GRUBU
Liverpool
PSV
Marsilya
Atletico Madrid

E GRUBU
Manchester United
Villarreal
Celtic
Aalborg

F GRUBU
Lyon
Bayern Münich
S. Bükreş
Fiorentina

G GRUBU
Arsenal
Porto
Fenerbahçe
Dinamo Kiev

H GRUBU
Real Madrid
Juventus
Zenit
Bate

Fenerbahçe'nin ilk maçı deplasmanda Porto ile. Ardından sırasıyla Dinamo Kiev ve Arsenal ile içeride oynayan takımımız, 4. maçını Arsenal deplasmanında, 5. maçını evinde Porto ile, son maçını ise Dinamo Kiev deplasmanında oynayacak.. Fikstürde avantajli gibi Fenerbahçe için. Sadece Dinamo Kiev maçının çok soğuklara denk gelmesi kötü olmuş.. Tabiiki Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olmak isteyen Fenerbahçe'nin bu gruptan başarıyla çıkması lazım. Hele bugün, Quaresma'yı İnter'in aldığını duyduktan sonra..

Edit:

17 Eylül / Porto-Fenerbahçe

30 Eylül / Fenerbahçe- D.Kiev

21 Ekim / Fenerbahçe-Arsenal

5 Kasım / Arsenal-Fenerbahçe

25 Kasım / Fenerbahçe-Porto

10 Aralık / D.Kiev-Fenerbahçe


Yazının devamını okuyun...

Güncel Futbol..

0

Saat: 17:33 | Yazar: Burak Doğan

Dün, 3 Puan blogunda yayınlanan bir post vardı, Fenerbahçe ile ilgili olan Blogları tanıtıyor, herkesin birbirine destek olması gerektiğini anlatıyordu. Bir Fenerbahçeli olarak merak ettim listeyi, başladım taramaya, beğendiklerimi RSS listeme eklemeye. Tabii eklediğim 200 civarı yazıyı bir günde okumam beklenemezdi ama, bazılarını okudum ve gerçekten çok beğendim. Önümüzdeki hafta daha çok içerikli yazıları okuyup yakından takip etmek istiyorum. Bu sabahtan beri baktığım güncel haberlerde ise, çok güzel 3 yazı gördüm. Birisi İbrahim Kutluay'ın açıklamaları, ikincisi Beşiktaşlı Duruşu ve üçüncüsüde Aragones hakkında ufak bir yazı. Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Edit: Galatasaraylılığını bildiğimiz Aceto'da İbrahim Kutluay ile ilgili bir yazı yazmış, orayada bir yorum yaptım, belki sizde takip etmek istersiniz diye o linkide fotoğrafın altına ekledim..

3 Puan: Hiçbir Güç Giydiremez
Aceto Balsamico: Bayat Numara

3 Puan: Beşiktaşlı Duruşu 1
3 Puan: Beşiktaşlı Duruşu 2


Papazın Çayırı: Oralardan İyi Vurur
Yazının devamını okuyun...

Haber 7 Sitesine Selamlar..

0

Saat: 15:58 | Yazar: Burak Doğan


Geçen gün, 3 Puan sitesinde görmüştüm haberi, bir yerde daha karşıma çıkınca dayanamadım.. Haber 7 servisine selamlar olsun..
Yazının devamını okuyun...

Şampiyon Doğrudan Katılacak

0

Saat: 12:27 | Yazar: Burak Doğan


Az önce çeşitli yerlerde okuduğum habere göre, önümüzdeki seneden itibaren UEFA, Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası'nda bazı değişikliklere gidiyor. İlk önce Şampiyonlar Ligi'nden başlayalım.

Şampiyonlar Ligi’nin genel yapısında temel bir değişiklik yok ve eleme turlarının ardından gruplarda 32 takım 4’erli 8 grupta mücadele edecek. Ancak gruplara doğrudan katılan takım sayısı 16 yerine 22’ye çıkartılacak. Böylece UEFA sıralamasında 10 ve 12. basamaklar arasında yer alan ülkelerin şampiyonları, Şampiyonlar Ligi’nde gruplara doğrudan yani ön eleme oynamadan katılma hakkına sahip olacak.

UEFA Kupası’nda ise 1. tur ön elemeye dönüştürüldükten sonra 48 takım 4’erli 12 gruba bölünecek. Gruplarda ilk ikiye giren takımlar Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımla yollarına devam edecek. Statüdeki bu değişimin Türkiye’ye de önemli yansımaları olacak. Öncelikle UEFA klasmanında 11. sırada bulunan Türkiye’nin Avrupa kupalarına katılan takım sayısı 4’ten 5’e yükselecek.

Süper Lig şampiyonu, 2009-2010 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde gruplara ön eleme oynamadan doğrudan katılacak. Süper Lig ikincisi ise ikinci ön elemeden itibaren Şampiyonlar Ligi’nde yer alacak. UEFA Kupası’nda ise kupa şampiyonu 4. ön elemeden itibaren mücadele etmeye başlarken, lig üçüncüsü 3., lig dördüncüsü ise 2. ön elemeden itibaren Avrupa’da ter dökecek.

İşallah katılan takımlarımız, bu seneden itibaren Avrupa'da büyük başarılar elde ederlerde, Avrupa Kupaları'nda diğer büyük ligler gibi 3 takımla Şampiyonlar Ligi'ne 4 takımla UEFA Kupası'na katılırız..

Yazının devamını okuyun...

Fenerbahçe - MTK Maçının Golleri

2

Saat: 10:00 | Yazar: Burak Doğan


Fenerbahçe Avrupa'daki ilk maçından alnının akıyla ayrıldı. Herkesin gözüne çarpan noktalar ve dün yorum yapmayı düşündüğümü söylediğim noktalar aynı yerde kesişti. Çünkü zaten herkesin gözü onların üstündeydi ve üstüne düşenide sezon başındaki bir maça göre gayet iyi yaptılar. Gelelim ayrıntılara;

Bir kere herkesin gözüne çarpan en önemli nokta, Fenerbahçe takımının pres yaptığıydı. Takım, dönemin ilk maçı olması ve ağır antremanlardan çıkmış olmasına rağmen maç genelinde pres yaptı ve bu preste başarılı oldu. En uçtaki Güiza'dan defansın önündeki son pres yapması gereken adam dediğimiz Selçuk'a kadar herkes işini yaptı. Hatta inanmak istemeyebilirsiniz ama Alex bile!

Defans ise, daha önceki senelerde yaptığı gibi, takım pres yaparken geriye yaslanmadı ve kendini ileriye ittirerek takım savunmasına üst düzeyde katkı sağladı. Lugano ve Edu son derece dikkatliyken, Roberto Carlos ve Gökhan bindirmeleriyle rakibe büyük zorluk yaşattı.

Takımın en büyük transferi şu anda Aragones. Fenerbahçe'nin yıllardır istediği ve beklediği pres yapan takım özelliği, Güiza'nın hareketliliği ve Semih'in desteğiyle sağlanmışa benziyor. Bununla beraber Selçuk'un yalnız kalışı ise düşündürücü. Takımın sahaya diziliş düzeni 4'lü defans önünde Selçuk, önünde 3lü orta saha Uğur - Alex - Kazım, önünde Semih ve daha önünde Güiza. Beklentim ise Emre'nin Alex'in yerine monte olması ile Semih'in yedeğe çekilmesi, Alex'in Güiza'nın arkasında oynaması. Yani bir şekilde geçen sezonun farklı bir versiyonu. Aragones eşliğinde, İspanya Milli Takımı'nda görmeye alıştığımız serbest vuruş organizasyonları da takıma yerleşmiş. Bu pozisyonlardan birinde Kazım üst direği, Milli Takımımızın Almanya ile oynadığı maçta vurduğu yerin aynı noktasından vurdu.

Bir diğer transfer Güiza, belli ki kuvvetli ve teknik bir oyuncu. Kezman'ın geçen sezon geldiğinden beri bilmem kaç maçta adam bile geçemezken, Güiza bu konuda başarılı olacağının sinyallerini verdi ve Kezman'dan daha iyi oyuncu olduğunu göstermeye çalıştı. Ancak Fenerbahçe'nin istediği santraforun biraz da hava toplarına hakimiyet kurması ihtiyacı olduğundan, bu noktada zayıflığı hissedildi. Sezon başı olduğundan fazla yüklenmemek lazım ama, sezon başlayasıya kadar kendisini toplaması en büyük isteğimiz.

Emre, stada ayak bastığında, beraber oturduğum insanların yarısı kendisini Tümer ile aynı kefeye koyuyor, hiçbir zaman tam yürekten oynamayacağını dile getiriyordu. Ama televizyondan gördüğüm kadarıyla, stadın büyük bir kısmı kendisine desteğini gösterdi ve sonuna kadar arkasında duracağını gösterdi. Kendisi oyuna girdikten sonra takım daha iştahlandı, daha derli toplu oynadı. Zaten yeteneği belli bir futbolcu olduğundan dolayı mutlaka işe yarayacaktır ama yanıda oturan fanatik bir taraftarın sözlerine kulak vermeli:

1-Kırmızı ayakkabıyı Kadıköy'de giymediği zaman
2- Galatasaray'a gol attığı zaman, hak ettiği değeri görmeye başlar..

Gecenin yıldızı ise, Zico ile Fatih Terim'in Fenerbahçe'ye hediyesi: Colin Kazım! Geçen sezon ilk oynamaya başladığında lakayıtlığından dolayı kabak tadı vermeye başlayan Kazım, Chelsea maçından itibaren inanılmaz bir çıkışta. Gerek Milli takımda Fatih Terim'in desteği ile çıktığı maçlar, gerek Fenerbahçe'de Zico zamanında oynadığı futbol, kendni geliştireceğinin sinyaliydi. Ama hiçkimse dün akşam oynadığı kadar oynamasını beklemiyordu. MTK takımı, her ne kadar gençlerden kurulu bir takım olsa bile, maç içinde 3 sol bek değiştirmek zorunda kaldı çünkü Kazım durduğu yerde durmadı. 1 şutu direkten geldi, her pozisyon rakibini geçti ve çok başarılı ortalar yaptı. Eğer ki bu oyununu sürdürebilirse Fenerbahçe'nin sezondaki en iyi transferi olur.

Deplasmandaki maçtada Fenerbahçe MTK'yi yener ve turu geçer. Yarın çekilecek kuradan gelecek rakiplerin en tehlikelisi Atletico Madrid. O maç Fenerbahçe'yi zorlayabilir ama diğer bütün rakipleri zorlanmadan geçer kanaatindeyim. Tabii büyük bir aksilik, sakatlık olmadığı sürece..

Unutmadan, Kazımcım, çıkar şu kırmızı ayakkabıları sende..



Yazının devamını okuyun...

Fenerbahçe Avrupa Arenasında..

0

Saat: 16:49 | Yazar: Burak Doğan


Yoğunluğum, bana ne Fenerbahçe'nin transferleri hakkında doğru düzgün yorum yapabilme imkanı verdi, ne de formalarını tanıtabilme, yorum yapabilme imkanı.. Oturdum az önce gördüğüm formaları bile inceleme ihtiyacı hissettim. Hatta baktım olacak gibi değil, sizlerle paylaşayım öncelikle dedim.

Çubuklu formanın yanında, Almanya formasına benzeyen beyaz üstü 2 ince lacivert şerit arasında kalın sarı şerit fazlasıyla dikkati çekip 1.liğe otururken, lacivert yakası yüzünden bozulmuş enine sarı beyaz çizgili Celtic'i andıran forma 2. liğe yerleşti. Sarı forma ise sonuncu, çubuklu elbette birinci. Ben, enine sarı beyaz çizgili formanın, seneye güncelleneceğini, beyaz yuvarlak yaka yapılacağını ve çizgilerin inceltileceğine can-ı gönülden inanıyorum. Demişti dersiniz! Bu bir pazarlama yöntemi:)

Ve transferler.. Vazgeçtim.. Bırakın bu akşam Güiza - Aragones ikilisini izleyeyim, ondan sonra yorumlarımı yapayım.. Neden Emre demiyorum, çünkü muhtemelen oynayamayacaktır.. Gelelim şimdilik MTK maçının ayrıntılarına



Avrupa kupalarındaki 143. sınavını MTK Budapeşte karşısında verecek olan Fenerbahçem, Avrupa arenasında bugüne kadar yaptığı 142 maçta, 47 galibiyet, 22 beraberlik ve 73 yenilgi almış. Bu maçlarda rakip fileleri 170 kez havalandırırken kalesinde ise 241 gol görmüş. Şükrü Saracoğlu Stadı’nda çıktığı son 12 Avrupa Kupası maçında 9 galibiyet elde ederken, 3 maçta eşitliği bozamamış. Fenerbahçem, Kadıköy’deki üst üste yaptığı son 6 Avrupa Kupası maçından da galibiyetle ayrıldı. Hatta sonuncusununda tadı damağımızda kaldı.. Neyse işallah bu sene en az aynı yerlere..

Yalnız şöyle bir durum var, Fenerbahçe, MTK ile oynadığı maçlarda daha tur atlayamadı.. Bunlar eskidendi belki, futbol istatistik oyunu değil belki ama, insanın sinirini bozmuyor değil.. 1963’te Kupa Galipleri Kupası 3. turunda ilk maçı 2-0 kaybedip, İstanbul’da 3-1 kazanmışız. O zamanki programa göre tur 3. maça kalmış. MTK, Roma’da oynanan 3. maçtan 1-0 galip ayrılarak tur atlamış. 1999’da UEFA Kupası’ndaki eşleşmede ise deplasmanda 0-0 berabere kaldıktan sonra MTK'ya Kadıköy’de 2-0 yenilerek elenmiş.

Bakalım bu gece neler olacak. Fenerbahçe sezonun ilk maçını yapıyor ve stadın tüm biletleri satılmış.. Yarın yorumları hep beraber yaparız artık..

Yazının devamını okuyun...