Padişah Alex!

0

Saat: 17:18 | Yazar: Burak Doğan

Görüntünün sonundaki yorum, videonun anlamını bencede koyuyor ortaya.. Şu anda Fenerbahçe'nin içindeki dostluk ve arkadaşlığın üst düzeyde olduğuna inanıyordum, bunuda görünce üstüne kaymağı oldu..

Sene sonunda inşallah esas tacı takar başına Alex efendi..

Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!

Yazının devamını okuyun...

Roberto Carlos'a Doktor Öpücüğü!

0

Saat: 14:46 | Yazar: Burak Doğan


Maçın her yerde bilmem kaç farklı yorumu var.. Sonuç, Fenerbahçe'nin son 10 maçtaki 10. galibiyetini çok zor olmadan aldığı.. En iyi yorumları bir Galatasaray'lı cephesinden buradan, Fenerbahçe'li cephesinden ise buradan alabilirsiniz diye düşünüyorum. Benim yorumum çok kısa: İlk gole ofsayt, penaltıya penaltı değil denmesi önemli bir nokta değil. Önemli olan Galatasaray'ın ilk devrede bir, ikinci devrede 1 pozisyonu olması sadece... golü bile pozisyondan saymıyorum, maç içindeki geliştirilmiş ataktan bahsediyorum.. İlk devre Sabri'nin ortası, ikinci devrede Aydın'ın şutu.. Fenerbahçe'nin hastalığı ise attığı gol veya gollerden sonra bunu korumaya gitmesi.. 2 - 0 değil de maç 0 - 0 olsa takır takır oynamaya devam eder, yine istediğini alırdı..

Esasen gelelim konumuza.. Maç 2 - 1, Galatasaray Fenerbahçe'nin 2 - 0 sonrasında çekilmesinin ardından bastırıyor.. Orta sahanın sağında, tam 4. hakem önünde, maç boyunca hiç top alamayan ve yararlı hiçbir hareket yapamayan Keita tam ilk defa Carlos'u geçecek iken, Carlos'un faulune, daha doğrusu sarılmasına maruz kaldı. Herkes Carlos sarıyı gördü derken, koşa koşa gelen hakem Keita'ya kırmızı kartı gösterdi.. Sonra da Keita'nın ağır çekimde, düşerken vurduğu sağ kroşeyi hep beraber izledik..

Bu sırada pozisyon tekrar gösteriliyor, herkes Keita'nın çok kuvvetli olmadığını ve Carlos'u bayıltamadığını konuşurken ekrana Carlos geliyor doktor ile birlikte.. Artık bizim doktor mu Malzemeci bilemem ama, Keita'nın kızarmasının etkisini arkasına alıp, güzel busesi ile birleştirerek Carlos'un tam darbeyi aldığı yere konduruyor..

O sırada Carlos gülmeden nasıl ayağa kalktı bilmiyorum ama biz ekranın karşısında gerçekten yıkıldık.. Yurdum İnsanı'na buradan sevgiler gönderiyorum karşımıza burada da çıktığı için.. Maçın sonrası zaten malum..

Yazının devamını okuyun...

Anlatmaya Çalıştığım..

1

Saat: 14:00 | Yazar: Burak Doğan


- Yorumsuz -

Yazının devamını okuyun...

Galatasaray Morardı!

0

Saat: 14:10 | Yazar: Burak Doğan

Fazla söze ne hacet.. 2009 - 2010 formaları büyük bir şovla tanıtılmış.. Galatasaray'ın formalarını Fenerbahçelilerin çizdiği, düzenlediği ve boyadığı arkadan arkadan konuşuluyor. Özellikle senenin flaş transferi Milka Çıtır Gofret İneği, bu sene Galatasaray'da 10,5 numara oynayarak Rijkaard'ın gözdesi olacakmış..

Bakalım, hayırlısı.. Galatasarayın çubuklusunun kaybolmasıda pek hoş olmamış tabii.. Ne de olsa Fenerbahçeliyiz, rakibimizi karşımızda morarmış şekilde olmasındansa eskisi gibi isteriz.. Galatasaray olmadan ne anlamımız var ki..
Yazının devamını okuyun...

Dünyanın En Büyük Derbisi Psikoloji Kitaplarında!

0

Saat: 14:51 | Yazar: Burak Doğan



Artık kitaplara girmiş, kendini kanıtlamış, bir türlü önüne geçilemeyen sonuçlardan sonra ÖSS test kitaplarına girmiş olması da son derece etkileyici.. Nedir bu Galatasaray'ın çektiği kardeşim.. Ya da Galatasaray'lı öğrenci ne yapsın bu soru karşısında? :)
Yazının devamını okuyun...

Derbiye Farklı Bir Bakış

0

Saat: 17:18 | Yazar: Burak Doğan


Yine bir derbi, hemde derbinin en kallavisi.. Galatasaray Fenerbahçe... Nam-ı değer dünya derbisi, yeryüzündeki en büyük derbi falanda filan... Adı, sanı, kavgaları büyük kalmış, kendisinde 1 dakika top oynanmayan boş maçın adı, Türkiye'de derbi olmuş..

İlk önce oturtup Bir Barcelona - Real Madrid, Boca - River falan izletmek lazım bu oynayacak adamlara.. Çünkü artık bir derbinin çekiciliğini kaybetmesi için ne yapmak gerekiyorsa yapmaya başladılar.. Derbinin çok büyük bir üstünlük gösteri merkezi, takıma ait olma onuruna erişme ya da taraftarla bütünleşme noktası olduğunu çoktan unuttular, hatta bıraktılar gittiler.. Çıksalar maça, başlasa iki takım da takır takır top oynamaya, bir o taraf atsa, bir bu taraf, sonunda "sahalarda görmek istediğimiz hareketler" oluşsa, bizde derbi izlemiş olsak..

Hadi bunları bir kenarıya bıraktık.. Üç senedir Sami Yen'de yaşananlar artık sabır taşıracak hale geldi.. Artık Mecidiyeköy'deki gecekondu görünümlü stadda, maç izleyenden çok, maçı oynatmamaya çalışan taraftarlar var. Tamam tamam, Hıncal'ın dediği gibi Kadıköy'ün de tapusu yok, izni vs yok, orası da gecekondu olsun sizin gözünüzde, anlaştık..

Küfürün olmaması imkansız gibi, bunda zaten hemfikiriz. Bunun için en büyük çalışmayı yapanın da lütfen Fenerbahçe olduğunu objektif olarak kabul edelim. Pekiiii, şu pet şişe yağmuru yaşanan maça ne demeli? Bu şekile bir maç nasıl oynanır değil asıl soru, bir yönetici, bir Başkan buna nasıl izin verebilir? Dünyadaki en büyük derbilerden birinin bi yerine su kaçırmaya kimin ne hakkı var ki? Hemde 90 dakika.. Normalde o kadar su o stadda, herhalde 48 saat Le Mans yarışları yapılsa anca stoklanabilir.. Kadıköy'de Mondragon'un kulağının dibinde patlayan "ses bombası"- halk tabiriyle "torpil"i de bunun karşısında söylediniz dile getirdiniz, bu paragraf hakkında da söyleyebilecek birşeyler buldunuz hadi..

Ama bu paragraftan, Galatasaray'lıların bile isyanı var, dile getirmeden duramayacağım.. Maç bitti, bitmeden önce sağlam kavgalar çıktı, o ona vurdu, o onu ıssırdı hem de ayağına bastı! Ama aynı zamanda öbürü de diğerini yakasından çekti, ötekisi yakasından çekti diye bastı tokadı, öbürü de yumruğu.. Tut, çek, vur, ittir, boğazını sık.. Yahu dünyanın en büyük derbisi diyoruz, birbirinizi öldürün demiyoruz ki... Neyse. Şu anda maç ile ilgili herşeyi unutmuş olsanız ve şu videoları izleseniz ne düşünürsünüz?

Yorumum en altta, gelin videoları da beraber izlemiş olalım..













Dediğim gibi bu videoları ilk kez izliyor olsam, 3 adet Mavi eşofmanlı takım oyuncusunun özellikle sakin konuşarak derdini anlatmaya çabasını, diğer 2 tane kırmızılı takımın oyuncularından sahada dayak yemişte, hala sesini çıkarmamaya çalışan oyuncular gibi görürüm. 2 kırmızılı oyuncuyu ise, şu anda bulsalar, diğer takımın 11'ini kabadayılıklarıyla orada bir daha dövmeye kalkacağına inanırım. Bu ne yahu!

Hepiniz, Türkiye'nin en göz önündeki sporcuları, milli futbolcularısınız. Bırakın bu kabadayı konuşmalarını, bulduk mu yakalar döveriz, sopamızı çekeriz ayaklarını. Ne kazanıyorsunuz ki bu demeçlerle? Biraz daha sakin olup, derdinizi öyle anlatmaya çalışsanız, taraftarları birbirine sokmayı engelleseniz.. Hadi kavga ettiniz be adamlar, bari sporcu olunda sahada kalmasını başarın yahu.. Bu kadar mı olur yani..




Yazının devamını okuyun...

Rekabetin 100 Yılı

0

Saat: 10:33 | Yazar: Burak Doğan

Rekabetin 100 yılı.. Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan ilk maç, 17 Ocak 1909'da Union Club'ın sahasında oynanmış. Ve yukarıdaki üstüne tıkladığınızda daha da büyüyecek olan fotoğraf, o maçtan bulunan tek kare. Ali Sami Yen'in kişisel arşivinden bulunan bu kareyi, Galatasaray Resmi sitesi dün almış, üzerine de Fenerbahçe'nin Galatasaray'sız, Galatasaray'ında Fenerbahçe'siz olamayacağını çok güzel anlatmış.. Ellerine Sağlık, Helal Olsun demek geldi içimden.. Biraz da bunlara ihtiyacımız yok mu sizce..
Yazının devamını okuyun...

Kasim Ayi Dert Ayi..

2

Saat: 10:42 | Yazar: Burak Doğan



Sosyal Sorumluluk Projesi...

Kaynak: Ben Fenerbahçeliyim..
Yazının devamını okuyun...

Hatıralar Sarmış Dört Bir Yanımı..

6

Saat: 10:22 | Yazar: Burak Doğan


Yazının devamını okuyun...

Kadıköy'e Turuncu Giyip Geldiniz Ama Biz Sizi Yine Tanıdık!

0

Saat: 14:31 | Yazar: Burak Doğan


İstanbul'un Lord'u, maça çıkarken belki Türkiye Profesyonel Futbol Ligleri'nin ilk günlerinden bugüne kadar hiç olmadığı kadar kötü bir yerdeydi ama, rakibi de Kadıköy'de galibiyet görebilmek için UEFA Final'ini Kadıköy'de oynamak isteyen arzulayan bir ekipti..

Maça gelirken son derece heyecanlı, birazcıkta küstahtılar.. Malum, son zamanların en iyi kadrosunu kurmuşlar, en golcü oyuncularını kenarda oturtacak kadar kadro zenginliği yaşayan bir yapıdaydılar.. İstanbul'un Lord'u ise, tarihinin en yüksek yüzdeli ve oyuna katkı sağlayan oyuncusunu sakatlığından dolaı tribüne yollamıştı..


Bir önceki postta hatılattığım gibi, 29 Aralık 1999'dan beri galibiyeti yoktu 6s'ın.. Yani 21. yüzyılda, Şükrü Saraçoğlu stadyumunda galibiyeti yoktu Lig'de.. Bir türlü şansı tutmuyordu ama, dedim ya hem heyecanlı, hem de güvenlilerdi bu sefer.. Maçın düdüğü çaldığı andan itibaren topa sahip oldular ve "Hatıralar Sarmış 4-1 yanımı" şarkısını söylememizi sağlayan golü attılar.. 6-0 olduğunda söyleyecek şarkı bile bulamamıştık.. Ama şimdi bir gol avansını vermiştik.. Unuttuklarını hatırlatmanın zamanı gelmişti:
Dakikalar geçiyor, Fred - Wilma aşkı devam ediyordu.. Aslında birazcık +18 kıvamına geldi bu maç ama, dayanamadık, biraz kararttık, biraz flulaştırdık ve Fred ile Wilma'yı akşam yemeğinden sonra, yatak odasına gitmeden önce herkesin görebileceği bir iki durumda yakaladık.. Hani sadece sonrasında ne olduğunu düşünebilmeniz için..
Resim 1 : Fred ile Wilma
Resim 2: Fred ile Wilma :)

Bunların hepsi, yıllardır Galatasaraylı dostlarımızla beraber yaptığımız eğlencenin uyarlanmış hali elbette.. Bizde yenilsek, Galatasaraylı kardeşlerimiz ertesi gün Japon bayrağı sallayacak, esprilerini yönlendireceklerdi.. Ama olmadı, tılsım, Fenerbahçe'yi en zor gününde tekrar şampiyonluk yarışına döndürdü.. Galatasaray'a ise yine hüsran Kadıköy'de..

Yapılan espriler ise olcak gibi değil.. İnanılmaz çalışmalar, yaratıcılıklar var her yerde.. Bir derleme yaptım, sizlerle paylaşmak istedim.. Gerçekten insanlar bunlara kafa yoruyor ve eğlencenin devamı geliyor..

* KADIKÖY'E turuncu giyip geldiniz fakat yine de sizi tanıdık.


*'Bu sefer 4'te kaldık, 6'lı yattı'

*Hatıralar sarmış 4-1 yanımı

*Emre Aşık, G.Saray'a gol attı, gerçek F.Bahçeli oldu

*Obama Cimbom'a yardım et

*Galatasaray, Fenerbahçe'yi AİHM'ye verse milyonlarca Euro tazminat alır. Böyle işkence yapılır mı? Her sene her sene.

*'Galatasaray' ve 'Kadıköy' kelimeleri birarada ise '4 düşün 1 söyle'

*Her zaman her yerde her 'Kasım'da.

* GALATASARAYLILAR, 'Fenerbahçe'yi yenemiyoruz' diye üzülmeyin. Rüya yazıp 1907'ye yollayın. Rüyanızda Fenerbahçe galibiyeti görün.


'BU SEFER 4'TE KALDIK, 6'LI YATTI'

* 4-1 kere maşallah

* Gelin kızımıza DEDE'sinden 4'ü 1 yerde..

* Aslan'a sormuşlar: Senin rengin neden turuncu?
Cevap vermiş: Aslında kırmızıydı. Kadıköye gelince korkudan rengim uçukladı.

* İstersen donalatalım 4-1 yanı bayraklarla, İstersen çınlatalım 4-1 yanı şarkılarla...

* BABA "BANA GENÇLİĞİNDE FENERBAHÇE'Yİ YENDİĞİMİZ GÜNLERİ ANLATSANA"....

* GS takvimlerden Kasım ayının çıkartılması talebinde bulunmuş.

biraz matematik çalışalım

* 6 - 0 = 6

* 4 - 1 = 3

* 6 + 3 = 9 KASIM

* Galatasarayı koluma takarım,KADIKÖY'de 4-1 tur atarım, olmadı bi de seneye 5 atarım :)

* Sevgili Selocan, Cimbomlu arkadaslarim 1 kere caldirip kapatti, 4 kere aradim cevap yok, hatlari mi arizali acaba?

* 444 1 444 ALO KADIKÖY

* Büyük İskender: Galatasaray Fenerbahçe'yi Kadıköy'de En son ne zaman yendi Polatım?
Polat:Ha-Tır-La-Mı-Yo-Rum.

KASIM'DA FARK BAŞKADIR...

* Kadıköy merkez şubemizde Yengeç Dansı Kursları verilmektedir.

KADIKOY CIVARINDAN 4 + 1 EV ARANIYORR

* Aslan Terbiyecisi İş Başında 11.Sezon [DVD]



Yazının devamını okuyun...

22 Aralık 1999 - Kadikoy'de Son Galatasaray Galibiyeti

0

Saat: 11:04 | Yazar: Burak Doğan


Yıllardır konuşulur durulur.. Galatasaray, 10 yıldır Kadıköy'de Fenerbahçeyi yenemiyor, işte onuda yapsanız yenemezseniz, bunuda yapsanız yenemezsiniz hesapları ortalıkalrda uçuşur.. Her sene Galatasaray bir şevk ile Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadyum'una gelir, geldiği gibide gider.. Hatta geçen seneki maçı saymazsak, geldikten sonra ya şampiyonluğu bırakır gider, ya da 6 gol yiyerek evine döner..

Tamam peki bunları herkes zaten ezbere biliyor.. Peki Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi en son Kadıköy'de bir lig maçında ne zaman yendiğini kim hatırlıyor? Ben hatırlamıyordum, güzel bir çalışma ile bunu öğrenmiş oldum, sizinle de paylaşmak istedim.. Alttaki yazı, Meriç Tunca'nın 22 Aralık 1999 başlıklı yazısı.. Merak edenlere..

22 Aralık 1999

Mustafa Denizli...
Werner Lorant...
Christoph Daum...
Artur Zico...

***

Bu isimlerin ne ifade ettiğini az sonra açıklayacağım...

***

Mircea Lucescu...
Fatih Terim...
George Hagi...
Eric Gerets...
Karl Heinz Feldkamp...

***

Bu isimlerin de...

***

Ama önce sizleri 22 Aralık 1999'un Türkiye'sine götürmek istiyorum;

***

Bundan tam 9 yıl önce;

* Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı, merhum Bülent Ecevit, Başbakan ve merhum İsmail Cem Dışişleri Bakanı idi..
* F.Bahçe Samandıra Tesisleri'nin inşaatı sürüyor, Marmaray için "Yapılsın mı, yapılmasın mı?" tartışmaları devam ediyordu.
* Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hapis cezasını tamamlamış ama siyasi yasaklıydı.
* Cumhuriyet altını 33 milyon liraydı. Borsa 14 bin 119 puandaydı. Dolar 6 bin, euro 9 bin liraydı.
* Kırmızı ışıkta geçmenin cezası 11 milyon 250 bin liraydı.
* Benzinin litresi 550, LPG 150 bin liraydı.
* Asgari ücret 93 milyon 600 bin liraydı.
* Beşiktaş'ta Süleyman Seba başkandı.
* ABD Başkanı Clinton'dı. Rusya'da da Yeltsin iktidardaydı.
* Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu'nun kızları Zehra daha iki yaşındaydı.
* Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali daha açılmamıştı.
* Bugünkü Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tümgeneraldi..
* Maçın oynandığı gün TMSF, Egebank, Esbank, Yurtbank, Sümerbank ve Yaşarbank'a el koymuştu... Demirbank, Ulusalbank, Toprakbank, Kentbank, İktisat gibi bankalar vardı. Fortis, HSBC, Dexia henüz Türkiye'ye gelmemişti.
* Engin İpekoğlu, Fenerbahçe ve Milli Takım'ın yedek kalecisiydi.
* Milli Piyango'nun yılbaşı büyük ikramiyesi (31 Aralık 1999 için) 1 trilyon liraydı. Trilyon barajına ilk kez ulaşılmıştı.
* Taksim-4.Levent metrosunda tünel inşaatları devam ediyordu.
* Cem Yılmaz askere gitmemişti.
* Google yoktu. Cep telefonlarının ekranları renkli bile değildi.
* Ve o gün ilk okula giden çocukların bir çoğu bugün üniversiteden mezun oldu..

***

O tarihte Galatasaray'da Faruk Süren başkandı.. Daha sonra sırasıyla Mehmet Cansun, Özhan Canaydın başkanlık yaptı. Ve şimdi de Adnan Polat başkan oldu..

Fenerbahçe'de ise o tarihte başkan olan Aziz Yıldırım bugün de başkan..

***

Bütün bunları niye mi yazdım?..

Galatasaray'ın Kadıköy'de son Fenerbahçe galibiyeti yaşadığı tarih 22 Aralık 1999'du. Skor 2-1'di..

İlginç olan tek şey, bugün o maçta Galatasaray forması giyen hatta ikinci golün pasını veren Emre Belözoğlu görev verilirse pazar akşamı bu kez Fenerbahçe'nin başarısı için ter dökecek.. Sarı-Kırmızılı ekipte ise o kadrodan sadece Hasan Şaş kaldı..

***

Şimdi gelelim en baştaki teknik direktör isimlerine;
İlk grupta bulunanlar Kadıköy'de bırakın beraberliği hiç Galatasaray yenilgisi görmediler..
İkinci gruptakiler de Galatasaray galibiyeti.. Hatta beraberliği bile..
Bugün iki takımın başında da yeni hocalar var..
Fenerbahçe'yi Aragones, Galatasaray'ı Skibbe çalıştırıyor..
Sonuçta pazar gecesi bir tanesi ''Geleneği'' devam ettirecek.
Ve iki hocadan biri sonuca göre büyük bir ihtimalle ülkesine dönecek..
Sizce hangisi?

İŞTE O TARİHİ MAÇIN KADROLARI:

TARİH: 22 Aralık 1999

STAD: Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu

HAKEMLER: Muhittin Boşat (***), Fahir Ersoy (*), Cüneyt Elmaskeser (*)

FENERBAHÇE: Rüştü Reçber (Kaptan) (***), Mustafa Doğan (**), Alpay Özalan (**), Samuel Johnson (**), Abdullah Ercan (***), Tayfun Korkut (**) (Dk.81 Erkan Sözeri), Kemalettin Şentürk (**), Metin Diyadin (*), John Leshiba Mosheou (*), Yaw Preko (*) (Dk.46 Elvir Boliç) (**), Dinu Viorel Moldovan (***)

YEDEKLER: Murat Şahin, Uche Alozia Okechukwu, Serkan Özsoy, Tufan Apaydın, Güvenç Özkan

TEKNİK DİREKTÖR: Zdenak Zeman

GALATASARAY: Mehmet Bölükbaşı (**), Fatih Akyel (**), Carlos Alberto De Oliveria Capone (**), Gheorghe Popescu (**), Ergün Penbe (***), Okan Buruk (***), Suat Kaya (**) (Dk.46 Ahmet) (**), Emre Belözoğlu (***), Hasan Gökhan Şaş (**) (Dk.67 Tugay Kerimoğlu) (**), Hakan Şükür (***), Mandinga Dos Santos Marcio (***) (Dk.85 Bülent Korkmaz)

YEDEKLER: Kerem İnan, Mehmet Yozgatlı, Arif Erdem, Saffet Akyüz.

TEKNİK DİREKTÖR: Fatih Terim

GOLLER: (Dk.20) Hasan Gökhan Şaş (sağ ayak, pas Mandinga Dos Santos Marcio), (Dk.30) Mandinga Dos Santos Marcio (sağ ayak, pas Emre Belözoğlu) (Galatasaray) ; (Dk.51) Dinu Viorel Moldovan (sağ ayak, pas john Leshiba Mosheou) (Fenerbahçe)

SARI KARTLAR: (Dk.24) Fatih Akyel, (Dk.37) Mandinga Dos Santos Marcio, (Dk.75) Gheorghe Popescu, (Dk.78) Emre Belözoğlu (Galatasaray)

Kaynak: Hurriyet

Yazının devamını okuyun...

Ben Yokken..

0

Saat: 10:28 | Yazar: Burak Doğan

Daha öncede belirttiğim gibi bir süredir yoktum ortalarda.. Tatil dediğin yorgunluk olmadan olmazmış misali, yorulup geldim.. Blogumu özlemişim, yorum yazmayı, yazı yazmayı, yorum onaylamayı, başlık aramayı özlemişim, o durumdayım. Her ne kadar iş yoğunluğu beni sarmış olsada eksikliğimden dolayı, yinede dayanamadım, RSS Reader'ımdaki 800 yazıyı az önce incelemeyi tamamladım. Bunun içinde, aynı tatile çıkmadan önce yaptığım gibi sizlerle paylaşmak istediğim yazılar vardı, dayanamadım, ben okudum, sizde okumadan kalmayın diye buraya sıralıyorum;

Rıdvan'ın ne kadar oyunu yaşayarak yorumlayan bir efsane olduğunu hepimiz iyi biliriz.. Avrupa Şampiyonasını Lig TV'den değilde, TRT'den izlemek zorunda kalmıştım.. Ve Volkan'ın kırmızı kart gördüğü pozisyondaki yorumlarını dinleyememiştim.. Capitcao Grande kendi yazısında bu görüntüyü paylaşmış, bende sizinle paylaşıyorum..



Uche Okechukwu, kendi blogunda, Fenerbahçe'nin 105 golle şampiyon olduğu efsane yılda, 100. Golün videosunu yayınlamış.. Linki burada..


Milan Baros hakkında da iki yazı yazılmış.. Bir tanesi, Haşmet Babaoğlu'nun Kezman transfer edildiğinde yaptığı yorumları Baros transferinde yapıp yapmayacağı.. Çünkü Baros'ta daha önce ırkçı hareketleriyle soruşturmalar geçirmişti. Fotoğraf herşeyi açıklıyor zaten.. Yalnız bu fotoğraftan daha vahimide var. Öncelikle bir istatistiği verelim. Kupa6 adlı sitede, Baros'un bir istatistiğinden söz edilmiş:) Link burada, önemli cümle ise tırnak içinde..

"Galatasaray’ın 7 milyon avro bonservis ücreti ile Lyon’dan transfer ettiği Milan Baros, 2008 yılında oynadığı resmi müsabakalarda ”0” sıfır çekerek, geçtiğimiz sezon Kayserispor forması giyen ve şu anda Bursaspor forması giyen çıktığı müsabakalarda toplam ”5” gol atan Kaleci Dimitar İvankov’un gerisinde kalmayı başardı. Transfer öncesinde Türkiye’de bu sezon yapılmış olan tüm transferleri gölgede bırakacaklarını belirten GS Yönetimi’ni yapmış oldukları bu transferi bizlerde hayretler içerinde takip ettik. Son 3 sezonda iki oyuncunun attıkları gol sayısı toplamı 16 (on altı)."

Ardından Baros hakkındaki son yorum ve fotoğrafta, No Pain, No Gain'den geliyor:

Baros'un biraz alkole düşkünlüğünden bahsediyor kendisi: Alkol'ü fazla kaçırınca bakın ne hale geliyormuş Milan Baros!


Yazının devamını okuyun...

Haber 7 Sitesine Selamlar..

0

Saat: 15:58 | Yazar: Burak Doğan


Geçen gün, 3 Puan sitesinde görmüştüm haberi, bir yerde daha karşıma çıkınca dayanamadım.. Haber 7 servisine selamlar olsun..
Yazının devamını okuyun...

Şampiyon Doğrudan Katılacak

0

Saat: 12:27 | Yazar: Burak Doğan


Az önce çeşitli yerlerde okuduğum habere göre, önümüzdeki seneden itibaren UEFA, Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası'nda bazı değişikliklere gidiyor. İlk önce Şampiyonlar Ligi'nden başlayalım.

Şampiyonlar Ligi’nin genel yapısında temel bir değişiklik yok ve eleme turlarının ardından gruplarda 32 takım 4’erli 8 grupta mücadele edecek. Ancak gruplara doğrudan katılan takım sayısı 16 yerine 22’ye çıkartılacak. Böylece UEFA sıralamasında 10 ve 12. basamaklar arasında yer alan ülkelerin şampiyonları, Şampiyonlar Ligi’nde gruplara doğrudan yani ön eleme oynamadan katılma hakkına sahip olacak.

UEFA Kupası’nda ise 1. tur ön elemeye dönüştürüldükten sonra 48 takım 4’erli 12 gruba bölünecek. Gruplarda ilk ikiye giren takımlar Şampiyonlar Ligi’nden gelen 8 takımla yollarına devam edecek. Statüdeki bu değişimin Türkiye’ye de önemli yansımaları olacak. Öncelikle UEFA klasmanında 11. sırada bulunan Türkiye’nin Avrupa kupalarına katılan takım sayısı 4’ten 5’e yükselecek.

Süper Lig şampiyonu, 2009-2010 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde gruplara ön eleme oynamadan doğrudan katılacak. Süper Lig ikincisi ise ikinci ön elemeden itibaren Şampiyonlar Ligi’nde yer alacak. UEFA Kupası’nda ise kupa şampiyonu 4. ön elemeden itibaren mücadele etmeye başlarken, lig üçüncüsü 3., lig dördüncüsü ise 2. ön elemeden itibaren Avrupa’da ter dökecek.

İşallah katılan takımlarımız, bu seneden itibaren Avrupa'da büyük başarılar elde ederlerde, Avrupa Kupaları'nda diğer büyük ligler gibi 3 takımla Şampiyonlar Ligi'ne 4 takımla UEFA Kupası'na katılırız..

Yazının devamını okuyun...

Fenerbahçeliyim, Size Gelemem!

0

Saat: 15:23 | Yazar: Burak Doğan


Başlıktaki sözleri dile getiren kişi, yıllarca Efes Pilsen ve Fenerbahçe takımının Head Coach'luğunu yapmış olan, bununla beraber Milli Takım'ı da çalıştırmış olan büyük Coach Aydın Örs'e ait. Büyük Coach dememin nedeni Fenerbahçeli olması değil, takım ile birlikte kazandığı başarılardır önce bunu bilesiniz.

İlk önce haberi okuyalım, sonra yorumlayalım;
"Vatan Gazetesinden Gökmen Özdemir'in haberine göre, geçen sezon, antrenör Murat Özyer yönetiminde başarılı bir grafik çizen G.Saray’ın basketbol takımına sürpriz bir isim istendi ancak sonuç olumsuz oldu. Basketbol camiasını sarsan gelişme şöyle:

‘SİZE SAYGIM SONSUZ’

G.Saray'lı yöneticiler bir süre önce, geçmişte Milli Takım, F.Bahçe ve Efes pilsen’in başında büyük başarılara imza atan antrenör Aydın Örs’e teklif götürerek “Basketbol takımımızın başına geçin” önerisinde bulundu. Ancak Örs bu öneriyi “Nazik teklifiniz için çok teşekkür ederim. Ancak ben F.Bahçeliyim. Bunu herkes de biliyor. Bu durumda G.Saray’ın başına geçemem. G.Saray camiasına saygım sonsuz. Ancak bu teklife olumlu yanıt veremem” diyerek geri çevirdi. Murat Özyer’i gözden çıkaran sarı-kırmızılılar bu yanıt üzerine şoke oldu."

Bu duruma iki açıdan bakabiliriz.

1- Fenerbahçeliler Açısından: Abi bu adam gerçekten Fenerbahçeli.. Baksana Galatasarayı sadece Fenerbahçeli olduğu için reddetmiş. Kalbimizin antrenörü Aydın Örs! Bu adam gitsin Aydın Örs bi daha gelsin!

2- Profesyonel Açıdan: Böyle bir mantalite yok. Gönül verdiğin bir takım olabilir, ama senin işin bu, basketbol antrenörlüğü yapmak. Ki sen Milli Takım'ın antrenörlüğünü yapmış kişisin. Sadece Fenerbahçe'yi çalıştırmış olsan anlarım. O zaman Efes'te yıllarca çalışırken Fenerbahçe maçlarında kesin kıyakta yapmışsındır!

...Felsefesi. Hanginiz ne şekilde düşünür bilmiyorum ama, Aydın Örs'ün bu şekilde bir cevap vermesi çok ilginç geldi bana. Çok fanatik Fenerbahçeli olabilir, Galatasarayı sevmiyor olabilir, Galatasaray'ın maddi şartlarının kendisine uygun olmadığını düşünebilir, Galatasaray'daki ortamın kendisine uygun olmadığını düşünebilir... Ama neden Fenerbahçeli Aydın Örs Galatasaray'da antrenörlük yapmasın ki? O zaman dendiği gibi, Efes Pilsen'de iken Fenerbahçe maçında kasıt ararım, Milli Takım'a özellikle Fenerbahçeli oyuncusunu çok aldı derim. Belki Milli Takım farklı bir olay ama, Efes Pilsen konusu baya bir kafa karıştırır cinsten. Bilmem siz ne düşünürsünüz?

Aydın Örs'ü çok severim ama, gerçekten şaşırdım yani..

Yazının devamını okuyun...

Bunlar Taraftar Falan Değil!

0

Saat: 12:12 | Yazar: Burak Doğan

Fenerbahçe - Galatasaray derbisini izlemek için koltuğa oturduğumda önyargıdan çok heyecanla oturdum maçın başına.. Nasıl olacak nasıl geçecek diye.. Ama maç başladığı gibi bitti.. Galatasaray'ın 1 golü + 1'de pozisyonu vardı, Fenerbahçe'nin de 2 karambolü.. Böyle bir maç geldi geçti ve hiçte derbi gibi değildi. Fenerbahçe oynamadı, oynayamadı, çünkü Galatasaray oynatmadı, büyük bir hatadan da gol oldu. Bir derbi daha çok şey vermeli..

Çok şey vermeli derkende, Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali'ne çıkıp, Finale çıkan takım tarafından güç bela elenen bir takımın kaptanına ve forvetine tartaklama girişiminde de bulunulması demedik.. Yani bu kadar mı rezil insanlarsınız? Bu kadar mı spordan anlamıyorsunuz ya? Hadi anladık hoşunuza gitmedi sonuç.. Samandıra'nın kapısına gidip, takım kaptanını tartaklamaya kalkmak ne demektir? Barbarmısınız yani? Çok mu hoşunuza gidiyor içip içip millete sarmak? Gidip annenize babanıza sarıyor musunuz siz böyle?

Gerçi sarıp sarmadığınızdan da emin değilim.. Malum saldırganın annesi çıkıp televizyonda beyanat vermiş, benim oğlan öyle bişey yapmaz sütten çıkmış ak kaşıktır, daha bugüne kadar kimseye el kadırdığını görmedim falan demişte, komik olmuş yani.. Acaba annesine falanda mı el kaldırıyor bu herif, yazık kadıncağızda korkmuş böyle şeyler söylüyor.. Ne olcak ki zaten, maçtan sonra oyuncuya sözde söylenmeye giden, eve etrafı yıkıp dökmeye de gider..

Kıbrıs'ta spor mağzası varmışta, 3 yabancı dil biliyormuşta.. Eşeğe altın semer vursan, eşek yine aynı eşek.. Sporun ne anlama gelmediğini anlamlandıramayan adam o şirketi falan nasıl götürüyor acaba..

Yazının devamını okuyun...

Hakan Şükür Ne Yapmaya Çalışıyor?

11

Saat: 16:41 | Yazar: Burak Doğan

Bu kadarını duymamış, görmemiştim.. "Kaç yaşındasın arkadaşım herhalde görebilmen normal değil, bundan 50 sene önce, 40 sene önce Baba Hakkı böyle derdi veya Metin Oktay'da maçlara bu şekilde hazırlanırdı" diyebilecek birileri varsa lütfen beni bu rüyadan uyandırsın. Rüyamda Hakan Şükür, Galatasaray - Fenerbahçe maçının Kutlu Doğum Haftasına yaraşır bir şekilde olmasını istediğini söylüyordu.. Hani şu elit kitlelerin takımı dedikleri Galatasaray'ın Kaptanı olan.. Evet evet hatta Torinolu Şaban veya Kral diye bildiğimiz. Gerçi 2 gün geçti üstünden, birisi kalkıp rüya diye bahsetsin diye bekledim ama ses edende yok. Bu iş galiba ciddi..

İlk önce birisi bana Kutlu Doğum Haftası ile Galatasaray - Fenerbahçe derbisinin alakasını anlatabilir mi? Ya da Galatasaray'ın ne halde olduğunu açıklayabilir mi? Galatasaray Kutlu Doğum Haftasına yaraşır bir şekilde performans sergileyecekse o zaman Fenerbahçe'de Brezilyalıları ile, Noel ya da Şükran Günü'ne uygun performans sergilenmesini isterse ne olacak? Sahada haçlılar ile müslümanların savaşı mı çıkacak? Galatasaray kazanırsa Gazi, kaybederse şehit mi düşecek?

Pekiii Kutlu Doğum Haftası, yasadışı bir şey mi? Elbette hayır. Ama son yıllarda, 23 Nisan'da kutlanan "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın" olduğu günlerde kutlanıp ön plana çıkarılmaya çalışılan birşey.. Ben bundan 10 sene önce her tarafta pankartlarla kutlanan ya da Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri adı altında yapılan bir sürü etkinliğin hiçbirisini hatırlamıyorum! Resmen yeni icat işte.. Bu hafta, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın peygamberimizin doğumgününe denk düşen bir organizasyonu. Tamamen ruhani ve kul ile Allah arasında. Ama bunun bu şekilde kalmamasına uğraşılıyor resmen.. Bu satırları okuyanlardan "Ne yani itiraz mı ediyorsun" ya da "Sahaya besmele çekmeden mi çıkıyorlar zannediyorsun" sesleri yükselebilir, yorumları gelebilir. Ama ben buna itiraz etmiyorum, ama kullanılması beni kendimden geçiriyor..

Son noktayıda Atilla Gökçe koyuyor köşesinden:

Kutlu doğum haftaları da 1989’dan beri Diyanet İşeri tarafından kutlanıyor ülkemizde... Buna kimsenin itirazı yok. Ama nedense 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı gölgeleyip kutlu doğumu öne çıkaran, hayatın önüne koyan, maçtan popstar yarışmasına kadar hemen her platformda altını çizen bir misyon var sanki...

Olmuyor... Değerleri birbirine karıştırmak ve hemen her konunun vazgeçilmez sosu haline getirmek, her şeyden önce o değerlere saygısızlık anlamına geliyor. Kral kaptanımızdan sportif duruş bekliyoruz.
İmamlık değil!

Yazının devamını okuyun...

Galatasaray'a Fakir Fukara Desteği!

4

Saat: 10:00 | Yazar: Burak Doğan

Bunu açıklayan Mehmet Cansun olmasaydı inanmazdım ama gayet net bir şekilde açıklayanıda belli, anlatan da belli, kişiler de belli. Galatasaray, hemde UEFA kupasını aldığı sene, Fak - Fuk Fon olarak bilinen Fakir Fukara Fon'undan destek almış mıydı? Bu kadar gelirleri olduğu sene bu hale düşmüşler miydi? Yapılan yanlış transferlerin parası fakirlere ve fukaralara destek olması gereken fondan mı tahsis edilmişti? Cevapları işte burada;


OLAYIN 1 numaralı kahramanı Mehmet Cansun şöyle anlatıyor: “Çok sıkıntılı bir dönemdi. Büyük başarı elde etmiştik ama ekonomik sıkıntı had safhadaydı. Hükümetimizden yardım talep ettik. O sıralar sayın Bülent Ecevit başbakandı. Ve ülkeyi koalisyon ile idare ediyordu. Talebimize hem sayın Ecevit, hem de yardımcıları Mesut Yılmaz ile Devlet Bahçeli onay verdi. Ama bu onaya karşın para bir türlü hesaba yatmıyordu. Araştırdık IMF temsilcisi Cotarelli tüm fonların kontrolünü eline almış o nedenle para çıkmıyormuş. Ben de bunun üzerine Ankara’ya gittim. Saat 23.30 ya da 24.00 civarıydı. Ne iznim vardı ne de randevum. Kapıyı çaldım, Cotarelli açtı. Hemen kapıda kendimi tanıttım. (Sizi tanıyorum) diyip beni içeri aldı. Çantamdaki dosyayı verip durumu anlattım. Bir de üzeri pırlanta parçalarıyla süslü G.Saray rozeti hediye ettim. 200-250 dolar cıvarında bir rozetti. Sayın Cotarelli yazıyı imzaladı. Ertesi gün de para hesabımıza yattı. Tanıtma Fonu’nda para kalmadığı için ödemeyi Fak Fuk Fon’dan yaptılar.”

Daha ne olsun ki zaten..

Kaynak: Vatan

Yazının devamını okuyun...

Bu Akşam Fenerbahçeliyiz!

0

Saat: 10:22 | Yazar: Burak Doğan

Tamam, ilk karşınıza bu başlıktaki cümle çıkınca, benimde bir Fenerbahçeli olduğum düşünülürse çok normal bir olay gibi geliyor. Ama işin aslı o şekilde değil. Bu cümleyi kuran Galatasaray'ın efsane Başkanlarından Selahattin Beyazıt'ın ta kendisi. Aslında inanmakta çok güç değil. Çünkü açıklamasını o kadar güzel yapmış ki;

Doğma büyüme Galatasaraylıyım. Galatasaray’da Başkanlık yapmış, onurların en büyüğüne ulaşmışım. Galatasaray’ın UEFA Şampiyonu olduğu an boşalan gözyaşlarımı hiç unutmuyorum.

İşte bu yüzden, tam da bu yüzden bu akşam ben Fenerbahçeliyim.

Chelsea maçında Fenerbahçeli kardeşlerimle aynı tribünde yan yana, omuz omuza olacak kadar Fenerbahçeliyim.

Çünkü...

Gerçek Galatasaraylılık budur.

Tam budur.


O kadar güzel açıklamış ki.. Ezeli rakip, ebedi dost işte burada meydana çıkar.. Şunu düşünsenize, Fenerbahçe'siz Galatasaray, Galatasaraysız Fenerbahçe düşünülebilir mi? Eğer Galatasaray UEFA Kupası'nı alıp çıtayı yükseltmeseydi, Fenerbahçe için Avrupa Kupaları her zaman amaç olurdu ama bu kadar azimle savaşabilir miydi? Eğer Fenerbahçe Galatasaray'a 6 tane atmasaydı, her maça Galatasaraylılar bunun motivasyonuyla çıkıp, daha iyi olmak için kendilerini adar mıydı? Bu ve bunun gibi yüzlerce örnek..

Bu güzelliği bizlere hatırlatan Efsane Başkan'a saygılarımızla.. Chelsea'yi karşılamaya giden ve kendilerini Galatasaraylı olarak nitelendirmeye çalışan kişileri kınayarakta ne kadar büyük bir Galatasaraylı olduğunu bizlere tekrar hatırlattığı için teşekkür ederiz.. İşallah bu akşam alnımızın akıyla çıkacağız Şükrü Saraçoğlu'ndan..
Yazının devamını okuyun...

Ancak Havaalanında Görürsünüz!

0

Saat: 09:07 | Yazar: Burak Doğan


Yazının devamını okuyun...