Tatil..

0

Saat: 11:45 | Yazar: Burak Doğan


Evet yazamıyorum.. Bir kaç günlük gazı almıştım ama, yine sonucu baya hüsran oldu.. Madem öyle ben bir kafayı sıfırlamaya gideyim bu böyle olmayacak.. Friend Feed de boşlandı, Twitter de boşlandı, blog tamamen boşlandı.. 2. yıl kutlanacak, yazılar birikti.. Ama önce kafa boşaltmaca.. Hoşça kalın.. 25 Ağustos'ta görüşmek üzere..
Yazının devamını okuyun...

Uzun Bir Aranın Ardından..

2

Saat: 18:32 | Yazar: Burak Doğan


Evet, neredeyse 1,5 ay olmuş birşeyler yazmayalı.. Hatta o raddeye gelmişim ki, blogumun 3. yılını bile atlamışım, o gün bile kayıp gitmiş gözümün önünden..

Bu sırada neler mi yaptım? :) Yüksek Lisansımı bitirdim, askere celp evrağımı aldım, tecil için gerekli evrakları gönderdim, Leo Yönetim Çevresi Başkanlığı görevini bir başka Leo arkadaşıma devrettim.. İş yerinde yoğun çalışmak üzere kendime söz verdim, tutamadım. Aralık'ta askerden dönünce tam performans başlayacağıma kendime söz verdim, hatta kendimi tutamadım babama bile söz verdim. 3 senelik alışkanlık ne de olsa, bilgisayar başından, dolayısıyla muhasebeden kımıldayamıyorum..

Bilgisayar başından kalmayı başarabilsem herşey yoluna giriyor. Ne Friend Feed arıyorum, ne RSS Reader görüyor gözlerim. Ama bilgisayar başına oturunca, bağımlılık baş gösteriyor ve saatlerce kurtulamıyorum..

Tabii bu arada bel fıtığı ve sinüzit de oldum!

Askere gidesiye kadar, özellikle tezimin ve Başkanlık görevimin bitmesinin ardından daha yoğun bir şekilde bir şeyler karalayabileceğimi üşünüyorum.. Resmen özledim, blogumu, ff ve twitter ile aldatıyormuşum gibi geliyor.. Zaman mı buldum yazmak için ne.. :)
Yazının devamını okuyun...

Üç Haneli RSS Takipçisi Hayali..

2

Saat: 13:00 | Yazar: Burak Doğan


Bundan ortalama iki sene önce, bu blogu yazmaya başlarken, takip etmeye başladığım bloglardaki en önemli kriter RSS takipçi sayısı gibi gelirdi.. RSS takipçisi ne kadar yüksek olursa o kadar önemli ve takip edilesi olurdu benim için..

Haliyle, bir işe girişirken bazı hedeflerde insanın üstüne yapışıveriyor otomatik olarak.. Ne zaman 1000 tekil ziyaretçiyi geçebilirim acaba, ne zaman tekil ziyaretçi ortalamam 1000 kişi olur acaba, Google Adsense'den ilk ödemeyi ne zaman alabilirim acaba, RSS takipçi sayım üç haneyi ne zaman geçer acaba...

1000 tekil ziyaretçiyi zamanında geçtim, 4-5 defa Google'dan ödememi aldım nedenini anlamadığım bir şekilde banlanasıya kadar.. Bu arada, 1000 tekil ziyaretçi ortalamasının aktif bir şekilde yazmadan hayal olduğunu da öğrendim. Tabi herşey zamanla diye düşünüyordum ama, aktif bir şekilde 4 aydır yazmadığımdan ötürü, RSS sayacımın sürekli düşeceğini düşünüyordum.

İlk aylarda düştüde.. 80'lerden 70'lere, 65'lere geldi.. Tamam yazamıyorum ama, sanki göstermem gereken özeni bloguma gösteremiyorum, o da bana kızıyor gibi gelmeye başlamıştı.. Bu sırada Twitter'ımı aktif olarak güncelliyor ve takip de ediyordum o ayrı.. Ama Twitter'da beni rahatsız eden birşey vardı: http://ff.im/ ile başlayan tıklanabilir linkler topluluğu.

Bu friendfeed de ne kadar çok etkilemeye başladı, Twitter, Twitter olmaktan çıktı diye söylene söylene sesli düşünmeye başladım. Ama bir süre sonra yazanların linklerine tıkladıkça aktif konulara eğilim göstermeye başlayıp friendfeed'e üye oldum, "like"layıp, yorum yapmaya bile başladım. Ama bu sefer, ben aynı hataya düşmeye başladım, Twitter kullanıcılarını sanki rahatsız ediyormuşum gibi.. Ama zamansızlığın gözü kör olsun diyerek 1 Temmuz'a kadar bu şekilde devam etme kararı aldım.

Ama sanıyorum ki, üç haneli RSS sayılarına yükselmemin nedeni de friendfeed oldu.. Oradan görüşlerini takip ettiğiniz kişiler veya sizin görüşlerinizi takip eden kişiler ile bağlantıya geçtikçe, "fazla zaman ayırmadan" ama "blogları aktif olarak takip eden kişiler" ile konuşulmaya başlandı ve sitenin "kayıtlı" trafik sayısını yükseltmeye başladı..

21 ay sonra, bugün tarihi bir gün, bugünü de tarihe not düşeyim.. İlk kez RSS kayıtlı okuyucumda üç haneli bir rakam yazıyor.. "102"

Temmuz'dan sonra, askere gidesiye kadar daha aktif bloglamayı, en azından eskisi kadar aktif bloglamayı düşünüyor, hayal ediyorum... Bakalım o günlerde bu inişli çıkışlı trend nerelere götürecek RSS okuyucularını..
Yazının devamını okuyun...

22 Ay = 500 Yazı..

10

Saat: 16:53 | Yazar: Burak Doğan


Yıl 2007.. Haziran'ın 16'sı.. Yani tam bundan 22 ay önceymiş, benim daha öncede belirttiğim gibi Semazemce'den etkilenip, şu blog nedir bir başlayayım noktasından buraya gelmem.. İlk başta http://burakdogan10.blogspot.com olan "amatör" blog yaşamı, http://www.gunlerdenbugun.com'a geçip "daha da amatör" hale geldi :)

Tabii gördüğünüz gibi, bu sene çok büyük bir düşüş var yazılarımın sayısında, o da malum, her zaman belirttiğim iş, yüksek lisans aynı zamanda Leo'da aldığım görevler.. Ama tabiiki takip ediyorum herşeyi, bir de bu friendfeed salgını bulaştı bana, yakayı kurtarabilene aşkolsun.. Zaten aksatıyorum güzelim blogumu, birde üstüne, ufak tefek şeyleri oraya koymaya başlayınca "Blogun Amacından" sapmış oldum..

Günlerden Bugün... başlığının altında şu yazar: "Günde en az 1 kere, internet tilkimin bir köşesine ya da kafamın bir köşesine takılanları incelediğim kendime has alanım.. " Ama artık galiba güncellemem lazım.. İnternet tilkimin ya da kafamın köşesine takılacak kadar önemli bir güncel olay olduğunda, dayanamayıp "bunu mutlaka dile getirmem lazım" dediklerimi büyük bir hızla paylaştığım kendime has alanım olarak..

Önümde 1 Temmuz gibi stratejik bir tarih var yazılarımın sayısını arttırabileceğim.. Hem en yoğun görevim azalıyor, hem de yüksek lisansım bitmiş oluyor.. Ama Aralık'ta da askere gideceğimden dolayı "gün başına düşen post sayısı" gittikçe düşecek taa 2010 yılının Mayıs'ına dek.. Ondan sonra da , asker psikolojisi, iş yoğunluğunun artması gibi nedenlerle de sekteye uğrayabilir bu blog..

Nedense ilk defa günlük gibi hissettim blogumu, dertleşesim geliyor.. :) Hatta biraz daha farklı yorumlayayım, bloguma karşı kendimi sorumlu hissediyorum, yazamadıkça, yorumlayamadıkça, takip edemedikçe günce hayatı, paylaşamadıkça.. Galiba ondan içimi döküyorum..

Öyle ya da böyle 500. yazıya ulaşmışım.. 22 ay gibi bir sürede, çok yoğun bir içerik değil ama eğlenceli, bir o kadar zevkli ve olurda zaman bulunabilirse alabildiğine derin bir nokta burası.. İşallah çok daha "yoğun içerikli" yazılara, nice 22 aylara, nice 500 yazılara..

İkinci 500 diyebilecek miyim bakalım ?=)
Yazının devamını okuyun...

4. İzmir Blog Yazarları Toplantısı

0

Saat: 09:45 | Yazar: Burak Doğan

İzmir'de yapılan 4. Blog Yazarları toplantısına katılımım, hafta içinde yoğun uykusuzluğumun bana verdiği güç kuvvetle pazar günü ne kadar uyuyabileceğim ile doğru orantılıydı, bir de tabii sandık başındaki sırayla.. Saat 15.45'de Ali'yi aradığımda ya "blog yazarları çok özen göstermiş, toplantıyı bitirmek üzeredir, nerdeyse 2 saat olmuştur başlayalı" ya da "daha yeni yeni başlamışlardır" durumlarından birisiyle karşılaşacaktım, ikincisiyle karşılaştım, çok da mutlu oldum..

İzmir Blog Yazarları toplantısı, Ankara kadar sık yapılamıyor, piknikler düzenlenmek için çalışılmıyor olabilir, ya da İstanbul'daki milyon toplantıdan bir tanesi gibi İzmir'deki bloggerları toplayamıyor olabilir ama, Ali bu işte gelecek vaadediyor, topluyor, kaynaştırmak için uğraşıyor.. Bu durum, blog yazarlarının sanırım yavaştan birbirlerine ısınmasıyla sonuç vermeye başladı. Ve Alisko'da bundan bahsetmiş bu adreste.. Hatta fotoğraflar bile orada..

Blog Yazarları toplantısını ilk düzenleyen Başak'tı, O'nun da hakkını yememek lazım aslında.. İlk iki buluşmada bir iki sorun yaşanmıştı, Başak'ında canını sıkmıştı bu mevzular.. Mutlaka O'nunda katılması, bizlerle beraber olması gerekir diye düşünüyorum, hatta Kırmızı Başlıklı Kızı tek bayan olarak yalnız bırakmamak açısından da gayet önemli bir mevzu :)

Bende diğer arkadaşlarım gibi katılımcıları kopi peyst yapıyorum, bir sonraki blog yazarları toplantısında görüşmek üzere diyorum.. Bu postu yazmayı başarmak bile inanılmaz bir durum! Toplantıya katılanlar hatırlayacaklardır :)

Ali BAHŞİŞOĞLU - http://www.alisko.org
Volkan KARAKUŞ - http://www.t-infection.com
Orçun İLBEYLİ - http://www.nucro.org
Deniz AKIN - http://www.denizakin.com
Serkan URHAN - http://blog.serkanurhan.com
Suphi Özgür CANKURT - http://www.ozgurcankurt.org/
Mümin Erakbaş - http://blog.erakbas.com/
Efecan ERDUR - http://www.microturk.net/
Selman KARA - http://www.alemsite.com/
Barış AKBALI - http://www.kalemkurusu.com/
Burak DOĞAN - http://www.gunlerdenbugun.com/
Caner Cansu - http://zapt-ihayat.blogspot.com/
Kırmızı Başlıklı Kız - http://kibaki.sifavi.com/
Emre Zeytin - http://www.emrezeytin.com
Yazının devamını okuyun...

Sarhoş Hakem

2

Saat: 15:18 | Yazar: Burak Doğan

Bir süredir çok sevdiğim uzun uzun yazılar yazmaktan uzak kaldım malesef.. Gerek iş yoğunluğu, gerek yüksek lisans final ve ödevleri, sivil toplum kuruluşlarındaki görevlerim beni bu hale soktu. Gerçekten bir görevi üstlenmişseniz, başarıya ulaşasıya kadar bazı şeylerden feragat etmeniz gerekebiliyor ve bu feragat ettiğiniz şeylerin ağırlığı ne kadar çoksa, başarınızın yoğunluğuda o kadar artıyor.. Buda, hayatın bizi sürüklemesini değil, bizim hayatımızı istediğimiz yöne sokmamızı sağlıyor..

Kısa bir girizgahtan sonra, bu aralar, yapmayı özlediğim şeyleri yapan, yazdığım yazılar doğrultusunda yazan, kafama çok yatkın işler yapan çeşitli bloglar keşfettim, sürekli kaçırmadan bu blogları okuyor, takıldığım online menajerlik oyununu oynuyor ve kişisel işlerimi halletmeye çalışıyorum.. Mesela;

Haute Couture.. Gündeme dair eleştirel yazılar, Fenerbahçe ve Spor içerikli yazılar ile niceleri..
Deli Profesör.. Bloga girdiğinizde ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız..:)
Aceto Balsamico.. Türkiye'nin 1 numaralı Futbol Blogu..

Başlıcaları bunlar.. Sanırım, yazmaktan daha çok takip etmeye başlayınca insan, takip ettiklerinide paylaşmak istiyor..

Bu arada, Emre sağolsun, yeni yorum sisteminide sonunda entegre etti bloga.. Artık yazılarımızın altında yorum yapma kutusu otomatik olarak çıkıyor.. Yorum yapmayı daha çok teşvik eden bir eklenti olduğundan kullanmak istiyordum, oda hallolmuş oldu.. Ellerine sağlık Emrecim..

Ve artık başlığın gerektirdiği video.. Hakemin biri, maçın ikinci devresine oyuncular çıkmadan önce çıkıp, bu şekilde hareketler sergilerse sizin tepkiniz ne olurdu ki.. Benim için, amatör küme maçında A takımı 12-0 galipken ve B takımı korner kullanırken, kornerden gelen topa mükemmel bir vole yapıştıran ve gol atan hakemden daha takdir edilesi bir hareket değil ama, yinede baya etkileyici.. 2 numaraya kendisini koydum..:)


Yazının devamını okuyun...

Günlerden Bir Yıl Önce Bugün..

7

Saat: 14:40 | Yazar: Burak Doğan


Tarih bundan tam bir sene önce.. Bilgisayarın başında gün boyu oturmanın verdiği rahatsızlık, birşeyler yapabilme isteği ancak hiçbirşeye elini sürememe durumu.. Gün içinde sürekli takip edilen siteler, haber okumak, teknoloji siteleri, oyun siteleri okumak kesmez durumda. Bir arkadaşın ilettiği maillerden, Canım Grubum diye bir mail grubundan haberdar oluyorum ve bu grupta zaman zaman Semazem'in yazıları yayınlanıyor..

Bu yazılar, iki günde bir, üç günde bir geldikçe çok güzel zaman geçiriyorum bende.. Ve bu sefer bir reklam var yazının sonunda. http://semazemce.blogspot.com. Blogspot nedir ki? İncelemek lazım diyor, Google'ın çubuğuna yazıyorum ve o gün bugündür yazıyorum.. Semazemceye'de farketmeden yaptığı bu iyilik için buradan teşekkür ediyorum..

Yazdığımın 2. günü Blograzzi'yi keşfediyorum.. O zaman benim için bulunmaz nimet.. Bütün blogları geziyorum, her tarafa bakınıyorum, en başarılı 100 blog, 200 blog falan derken günde 400 bloga tıkladığımı fark edip kendime inanamıyorum.. Bu kadar tıklamak, yorum yazmak, favorileri düzenlemek derken bir anda sitenin sağ üst köşesindeki "En Aktif Kişiler" bölümünde birinci sıraya yerleşiyorum. Ve ilk ayımda rekor kırıyorum: Tam 101 tekil ziyaretçi!!

Ardından Blog Kazanı'nı görüyor ve katılmak istiyorum, eklemiyorlar beni listelerine, maillerime cevap alamıyorum ve sinirlenip çıkıyorum ordan. Türk Blog Yazarları, Mybloglog vs derken, widgetlarım artıyor ve kendimi tamamen Blog dünyasının içinde buluyorum..

O zamandan bu zaman gelirken, önemli dönüm noktaları var. İlk zamanlarda patlama yapan ve çok tekil ziyaretçi getiren yazım, Google amca sayesinde Şampiyonlar Ligi Grup Maçları Sonuçları oluyor. Sonra Lost 4. Sezon yazıları ve en büyük patlama, Türk Erotik Film Afişleri mevzusu.. Hiçbir şekilde hit kaygısı olmadan yazılmış bir yazı ama, en çok hit getiren yazı şu anda.

Bu dönüm noktalarının yanında, bloga katkı yapan çok değerli arkadaşlarım var.. Klasik temadan, ilk tema değişikliğimi gerçekleştiren MaFiAMaX var mesela.. Bana o zamanlarda çok yardımcı olmuş, hiç anlamadığım tema mevzusunda bana bir dolu zamanını ayırıp yepyeni bir tema yaratmıştı.. Benim için çok büyük bir yenilikti.. Tarihi 9 Ekim 2007 idi.. Buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum kendisine.

Ardından, benim hem aklımı çelen, hem domainime taşıyan, hemde yeni temama taşıyan Emre Kardeşim çıkageldi.. Hep yapmak istediğim olay için bana gaz verdi, yapılmayacak birşey olmadığını gösterdi.. http://burakdogan10.blogspot.com olarak başlayan blog yaşantımın ilk adresini aldı, www.gunlerdenbugun.com yaptı.. Aldı blogu, evirdi, çevirdi, yeni domaine taşıdı, temayı düzenledi, widgetları ayarladı, sıfır blogu koydu kucağıma.. Onunda emeği çok blogun üzerinde, ona da çok teşekkür ediyorum buradan tekrar.

Ve bu şekilde, tam 1 sene önce başlayan "acaba yazabilirmiyim düşüncesi, 1. yıl / 400. yazıda buluştu.. Güzel bir buluşma oldu gerçekten, ilk amacım olan hafta sonu hariç her gün 1 yazı hedefimi fazlasıyla gerçekleştirdiğimi anladım. En azından düşüncelerimi yazıya da fena olmayan bir şekilde aktarabildiğimi kendime gösterdim. Bazen yaptığım çalışmaları ekledim, bazen sadece geyikleri.. Bazen siyaset namına birşeyler yazmaya çalıştım, bazende Fenerbahçeliliğimi bile bir yere koyarak sporda objektif yorum yapabilip yapamadığımı tarttım.

Güzel bir yer burası, blogumu gerçekten seviyorum. Çokda güzel arkadaşlar edindim sayesinde ve internet üzerinde bir sürü şey öğrendim.. 1 seneyi o şekilde ya da bu şekilde geride bıraktım.. Akşam kendisine pasta kesmeyi planlıyorum:) Hani Doğum Günü Hediyeleri??

Edit: İlk yazımı da ekleyeyim dedim buraya. Hem ben bakayım, hem siz, o günden bugüne üslupta / yazımda farklılık gelişmişlik var mı acaba bakaduralım..:)

Hastalık Hastası Olmak ve Secret!

Yazının devamını okuyun...

Papazın Çayırı..

0

Saat: 14:35 | Yazar: Burak Doğan

Ben aslında kolay kolay site / blog tavsiye etmem. Ama kaliteli olduğunu görüp, yazılarında bu orantıda süper olduğunu görünce yapabilecek birşey yok. Eğer aranızda Fenerbahçeli olan varsa, ne demek istediimi çok iyi anlayacaktır. Yeni karşılaştım kendileriyle, hiç bu kadar ayrıntılı ve açıklamalı yazılar, yorumlar görmemiştim günlük Fenerbahçe olayları ile ilgili. Aslında tamamen günlük demek doğru değil, bazı önemli noktalara parmak basıyorlar, basmakla kalmayıp iyicede eziyorlar, suyunu çıkarıyorlar mevzunun. Yani: Derinlemesine analiz!

Buyrun gidin, Papazın Çayırı'nda olanları okuyun, okutun.. Hatta, düşünceleri doğru ya da yanlış, size uyar ya da uymaz bilmiyorum ama, güzel bir dille Emre transferi nasıl incelenir, iki ayrı yazardan orada okuyun. Ellerine, dillerine sağlık..

Ör: Emre'nin transferi hakkındaki yorumlar..
Yazının devamını okuyun...

Yenilikler..

15

Saat: 12:42 | Yazar: Burak Doğan

Bir anda herşey değişti.. Bir blog yazarları toplantısı, bir gaz, bir heyecan, blogumu bu noktaya getirdi.. Neler değişti peki?

Zamanım olmadığından ve dolayısıyla wordpress ile uğraşamayacağımdan, blogger alt yapısına devam.. Bununla beraber, bizim Emre'nin ortaklığıyla:) bütün tema değişti. Aldı temayı yaptı etti, banada anlattı sağolsun, bu güzel, sade haline getirdi. Bakalım ben yine "widget"lar ile ne hale getireceğim yine güzelim temayı..

En önemliside kendime inanamadığım bir hareket yaptım, şu anda tepede görmüş olduğunuz www.gunlerdenbugun.com adresine geçtim.. Benim için bir milat aslında bu. Kendime ait bir alan adım olacağına falan inanmam o kadar güçtü ki.. Hala bakıp bakıp inanamıyorum:)

Yazılar aynı, anlatılacaklar aynı, hiçbirşey değişmedi, değişmezde zaten.. Hayatımı çevreleyen olaylara bakış açım.. İlla ki hergün birşeyler kurcalamaya devam eder kafamı zaten, sorun olacağını sanmıyorum.

Tek sorunum, artık eskisi kadar "hergün" yazamayabilecek olmam.. İşteki pozisyon değişikliğim beni biraz zorlamaya başladı, haliyle yazıları yazmam da daha zor olacak.. Tema hakkındaki hataları, görüşleri, düşünceleri hepsini bekliyorum efem sizden.. Çokda zor değil aslında.. "Rezil" olmuş! ya da "idare eder".. Hepsi kabulumuz:) Ama düşüncelerinizle belki bir iki şeyi düzeltir, yeni düzenlemeye gideriz.

Gelsin yeni mevzular!
Yazının devamını okuyun...

Hayat Devam Ediyor Emre..

0

Saat: 12:31 | Yazar: Burak Doğan

Her ne kadar İzmir'deki ilk blog yazarları toplaşmasına katılamasamda, bu toplantı konuşulmaya bile başlanmamışken, Emre ile beraber bir toplantı düzenleyebilmek için konuşuyorduk. Hatta bu konuyu ilk olarak o bana açmıştı. Gerçekten lider ruhlu, birbirimizi bulup destek olmalıyız diyerek beni yoldan çıkarmaya çalışıyordu. Ardından hepinizin malumu, benim katılamadığım ilk blog yazarları toplaşması yapıldı. Toplantıda herkes birbirini tanımaya çalıştı ama, benim haberini aldığım, herkesin aklında kalmayı başaran tek insan vardı, oda Emre kardeşimiz...

Muhtemelen oraya katılan Blogger arkadaşlarımın ilgisinide yaşı çekmiştir.. Kendisi şu anda orta son okumaktaydı yanlış hatırlamıyorsam. Mümkün olduğu kadar konuşuruz msnde kendisiyle, bildiğim kadar, anlayabildiğim kadar yardımcı olmaya çalışırım her konuda. O gün katıldığı toplantıda da herkesin kendisine ne kadar yardımcı olduğundan bahsetmiş, bu işin altına iyice elini sokmak istediğini söylemişti. Zaten toplaşma hakkında yazı yazan herkes bir konuda birleşmişti: Ortalıktaki en genç ve en girişimci Blogger! Başarılı olacağından da herkes emin..

Ancak bugün aldığım haberle, hatta ben bilgisayarımın başında yokken bıraktığı notla diyeyim, bir süre ortalıkta olamayacağını çünkü babasını kaybettiğini söylemiş bana.. Gerçekten beni ne kadar yakın gördüğünün bir ispatı belkide ama bilmesi gereken birşeyde varki bende onu kardeşim gibi görüyorum kaç aydır, sürekli konuşuyoruz birbirimize rastlaştığımız yerlerde...

Emrecim ilk önce başın sağolsun, Allah sana ve ailene sabırlar versin.. Ne zaman istersen ben burada ve nasıl ulaşacağını bildiğin şekilde sana destek olmaya hazırım. Malesef hayatın sana ne zaman, nereden, nasıl bir şey çıkartacağını bilmek imkansız. Önemli olan ve bilmen gereken, hayatın durduralamaz şekilde devam ettiği ve senin artık bu hayatta çok daha önemli yükümlülüklerin olduğu. Ailenede sen sahip çıkacaksın, annenin de yanında sürekli sen olacaksın. artık.. Ama ilk yapman gereken, hayattan kopmayıp, başarılı bir şekilde eğitim yaşantına kaldığın yerden devam etmek. Unutma ki bu, senin bütün hayatın boyunca senin daha rahat olup, hayata atılmanı kolaylaştıracak.. Dedim ya üstündeki görevler artıyor, artık bunları yavaş yavaş alabilecek sorumluluğu sahip olmak lazım.

Otur, ellerini başının arasına al bir süre sonra, hayatının nasıl değiştiğini anlamaya çalış ve artık yaşama gerçek adımı az da olsa daha erken attığını düşün.. Eminim ki, senin gibi başarılı bir gence benim gibi destek çıkacak bir sürü abin ablan olacaktır.. Senin başarılı olmanı da unutma ki en çok baban isteyecektir.. Hayatta olsa da bu böyle, olmasada..
Emre'nin sahip olduğu blog, Deastrilsion bu arada.. Fotoğrafta'da Başak Ölmez ile beraber, Volkan'ın hediye ettiğini söylediği Blogger tişörtü üzerinde olan kardeşimiz.. Orada olan herkes eminim ki kendisine istediği her konuda destek olacaktır.. Bana nasıl ulaşacağını çok iyi biliyorsun Emre'cim..
Yazının devamını okuyun...

Blog Ödülleri 2008

4

Saat: 10:07 | Yazar: Burak Doğan

Geçen sene Haziran ayında başladığım blog sevdası, Pazar günleri ve işim olduğu günler dışında sürekli yazmamla geçti.. Günün olaylarını inceledim kimi zaman, kimi zaman gözüme takılan zamazingoları paylaştım sizlerle.. Fenerbahçe yorumları elbette en başlardaydı, çünkü bu sevda bitmeeeez gönüllerdeee...

Ara sıra memleketin durumları hakkında düşündüklerimi anlattım, ara sırada bitip tükenmeyen Lost macerasının içinde yüzer buldum kendimi.. Onun hakkında yorumlar yazılar falan derken, bir anda 9 ayı doldurmuş, 10. aya başlamış olarak buldum kendimi. Tam bunu düşünürken, yahu ben 9 ay ne biçim yazmışım neler paylaşmışım derken, 2008 Blog Ödüllerinin duyurusu çıktı karşıma..

Haydi katılayım dedim, açtık kategorileri o değil, bu değil, bu değil, bu değil derken en kendime yakını, kişisel kategorisini seçtim...

Amaç kazanabilmek için yarışmak değil, yarışabilmeye hak kazanmak için çalışmak.. Baktım, onaylanmış başvurum, demekki bende artık Blog Ödülleri yarışmasına katılabilecek hale gelmişim.. Oysa bundan 9 ay 20 gün önce, Semazem'in yazılarını göresiye kadar, birisi bana "blog" dese, ne olduğunu anlamlandırabilmek için Google'a "blog" yazardım herhalde..
Yazının devamını okuyun...

10 Ayın Ardından..

2

Saat: 13:05 | Yazar: Burak Doğan

Blog macerasına başladığımda, 2007'de Haziranın başıydı. O zamanlar Semazemce'nin Canım Grubumda yazdığı yazıları okuyor, bu blogda neymiş yahu şeklinde düşünceler fırlatıyordum etrafa.. Yaz başlangıcı, işlerin azalması, vakit bolluğuyla beraber, madem bütün gün bilgisayar başındayım, bütün gün haberleri portalları geziyorum, beğendiklerimi ve düşüncelerimi neden yazmayayım dedim.. Kendi kendime bu işe bir yenilik getirecektim ama, işin içine girdiğimde hiçde öyle yenilik falan olmadığını farkettim..:)

Bu işte öncüler vardı elbette her yerde olduğu gibi. Ama bu blogları teker teker toplayan bir yer yoktu ben başladığımda bu işe. Kısa bir süre sonra, Blograzzi kuruldu. Blograzzinin kurulmasıyla önümdeki örnekler çoğalmaya başlamıştı.. Her zaman ilk 20'de olan bloglar, ilk 100'de olan bloglar vs. Sonuçta örnek alınacak, her tarafından birşeyler kapılacak blog sayısı çoğalmıştı. Gerçi bir zaman sonra Blograzzi, yönetim eksikliğinden dolayı tepki görmeye başladı, çoğu kaliteli blog yazarı Blograzzi'den ayrıldı ama, hala Türkiyede ki bütün blogları toplayan en geniş blog arşivi.

Bunun ardından Technorati nedir, Türk Blog Yazarları, MyBlogLog nedir, Adsense nedir onları öğrenmeye başladım.. Bir şekilde ilerliyordum, yazdıkça hoşuma da gidiyordu bu iş. O sırada, temamın "klasikliği" kafama takılmıştı ve yeni bir tema yaratmaya çalışıyordum.. MaFiAMaX yani Erhan çıktı o anda karşıma ve şu anda severek kullandığım temayı bana düzenleyerek hediye etti.. Ben hayatımdan memnunum, hala yazılarımı özgürce yazabiliyorum, okuyanların yorumlarını topluyorum ve bir şekilde kendimi geliştiriyorum..

Geçen hafta itibariyle yazılarım azaldı çünkü yoğunluğum ileri derecede arttı. Ama ben elimden geldiği kadar yazmaya devam edeceğim. Blog yazmaya başladığım ilk günlerde çok büyük hevesle eklediğim "sayaç" 6 hanelere geldiği için temanın o bölgesine sığmamaya başladı.. Bende artık kaldırmanın zamanın geldiğine inandım.. İlk günler "100" kişilik artış inanılmazken, geçen hafta "4.000" sayfa gösterimi yapıp kendime inanamadım. Ve artık 6 haneye geçip, birde ortalama sayılarım artınca sayacı ordan kaldırmaya karar verdim.

Temanın 1-2 köşesinde değişiklik yaptım.. Ufak değişiklikler bunlar belki ama, daha sadeleşti ortalık, bazı şeyler kalktı kolonlardan.. Tema düzenleyebilsem, kafamdaki düşünceleri yapabilsem çok daha mükemmel şeyler çıkacak ortaya ama malesef imkansız.. Çünkü yapmayı bilmiyorum:) İş ve yüksek lisans yoğunluğum azalsın biraz, ona saramasamda bana yardımı dokunabilecek arkadaşlar tanıyorum, ellerimden tutacaklardır işallah..

Herkese iyi haftalar diliyorum.. İşallah sorunsuz, güzel, her dilediğinizin gerçekleştiği bir hafta olsun yahu..

Yazının devamını okuyun...

2 Ayrı Mim Birden!

0

Saat: 17:07 | Yazar: Burak Doğan

Sağolsun temamın güzel bir bölümü olan Shoutbox'ımdan aldığım haberle iki ayrı yerden birden mimlenmişim:) O zaman aldığımız mimlerin sırayla hakkını verelim, üzerine birde başkasına paslayalım.. Önce Karahan..

Bundan iki gün önce Karahan Mim Mim Mim başlıklı yazısında bana attığı pasta "Neden Blog Yazıyorum?"a cevap arıyor.. Bende diyeyim ki;

1- Blog yazıyorum çünkü birşeyler yazmaktan hoşlanıyorum. Düşüncelerimi paylaştıkça, blogumu okuyanlar tarafından ortak yanlarımı zıt yanlarımı keşfediyorum, hoşuma gidiyor, eski günleri yad ediyorum.

2-Yazdıkça daha çok yazasım geliyor! Gerçekten! İlk başlarda çok eğlenmiyordum, ama yazıları yazdıkça, yazdıklarım daha çok hoşuma gitmeye başladı. Kendimi geliştirdiğimi hissettim ve bu bana zaman kaybından çok, kaliteli bir hobi olarak gelmeye başladı. Düşünsenize? Yazıyorum, ve ortalama günde 300-400 kişi yazdıklarımı okuyor. Bence mükemmel birşey.. 3-

3- Son zamanlarda yazdığım yazılara zaman ayıramamaya başladıkça, kendi yazdıklarımdan memnun kalmamaya başladım, her yazımda daha da dikkat edip, daha da zaman harcayıp, daha güzel olması için çaba sarfediyorum. Belki başka bazı şeylerden kısmak zorunda kalıyorum ama, en ufak boş zamanımı, blog düzeni için, yazılarımdaki imla hatalarını ya da cümle düşüklüklerini düzeltmek için kullanıyorum ve bu yaptığımdan gayet memnunum.

4-Para! Evet hemde ne para.. Başladığım günden bugüne ilk ödememi aldım düşünün! Daha bugün! Hehe!! kaç Para aldığımı siz düşünün:D

5- Birşeyler yazabilmek için sürekli okumak zorundayım, sürekli kendimi güncel tutmak zorundayım.. Zorunlu olarak okumaya sevk ediyor yazmak beni.. Ve en çok memnun olduğum yanıda bu.. Mecburi okumaya yöneliyorum..

Bu mimi direk Burcu Sezer'e paslayalım..

Ve diğer mim.. Ondada İzmirde Sanat / Herşeyden Biraz mimlemiş beni.. Demişki "Blogunun En Çok Neresini Seviyorsun?"..

Bende şöyle aradım taradım, baktım her yeri güzel, temamın renklerini ve düzenini çok beğendiğime karar verdim. Ama illaki bir köşe seçmem gerekiyorsa oda, şu bütün butonların durduğu sağ alt köşe.. Ordan da haber alayım burdanda haber alayım şeklinde sevdiğim bir bölge kendisi.. Aslında daha bir sürü şey eklenir ama yazık, temayı bozmayayım diye kıyamıyorum:) Böyle işte..

Bu mimide Net Günlüğü'ne paslayalım bakalım. Hatta başka pas almak isteyen varsa onlarda yorum etsin, daha önce Ferruh Mavituna'nın yaptığı gibi yoruma göre onlarıda mimleyeyim..:)

Yazının devamını okuyun...

Ve Yeni Tema..

4

Saat: 14:30 | Yazar: Burak Doğan

Dün saat 23.59'dan itibaren siteme girenler, yeni temam ile karşılaştılar.. Sevgili MaFiAMaX'ın yoğun uğraşları sonucu ortaya çıkan tema, görünümde çeşitli yenilikleri getirdiği gibi, özellikle ilk baştan beri istediğim 3 kolonlu hale blogumu geçirmiş oldu. İlk başlardaki acemiliğimle kullandığım eski temam artık tarihe karışıp bu yeni mavi dünya ile sizleri karşılamaya devam edeceğim.. İçime gerçekten sindi.. Burdan MaFiAMaX' a tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.. Eh sizlerdende yorum bekliyorum hani:)
Yazının devamını okuyun...

Mim Dalgası Sonunda Benide Vurdu..

0

Saat: 22:58 | Yazar: Burak Doğan


Mim Dalgası, bu kadar zaman geçtikten sonra ancak beni vurmayı başarabildi.. Ama beni mimleyende Sevgili Ferruh Mavituna.. Blog yazarı olarak yıllardır öncü olan bu kişilikten mimlenmek beni elbette çok sevindirdi. Aslında birazda kendi zorunla oldu ama olsun, Mim 2.0 dalgası bu sonuçta:)

Mimimizin konusu şu; en yakınınızdaki kitabın 187. sayfasını açın, ilk cümlesini bizlerle paylaşın... Son zamanlarda sürekli saldırdığım kitap Cüneyt Arcayürek'in Derin Devlet Darbeler ve Gizli Servisler adlı kitabı.. 187. sayfayı açıyoruz ve..

karşımıza "KF" kod adlı MİT'ten 10 yıl önce ayrılıp bir holdingde güvenlik görevlisi olarak çalışan birinin şu cümlesi çıkıyor: "Gizli servisler arasında işbirliği kaçınılmazdır.."

Sanırım mim görevini tam anlamıyla yerine getirmiş oldu böyle güzel bir yere denk gelerek.. Ve sanırım şimdide en zevkli bölüme geldik, paslama.. Pası Serkan Turgut'a, Burcu Sezer'e ve MaFiAMaX'a yolluyorum.. Haydi bakalım..:)


Yazının devamını okuyun...

Sonunda Blogger'da "Devamını Oku" Linki Yaratma'nın Çözümü!!!

42

Saat: 14:41 | Yazar: Burak Doğan

Gerçekten öldüm bittim bu mevzuda.. Uzun zamandır, gerek açılan sayfanın çok yüklenmesine neden olması, her videonun ana sayfada görünme zorunluluğu, arka arkaya resim yüklemek istediğimde bir türlü içime sinmemesi, sayfayı sıkıcı hale getirmemek için elimden geleni yapmalar falan inanılmaz şekilde canımı sıkıyordu. Bunun için, çözüm, diğer bloglarda da gördüğüm "Devamını oku.." linkiydi.. Ama bundan bir süre önce aradım, bulamadım, vazgeçtim.. Sonuçta bu yaptığım işin içime sinmesini istiyor, anlatmak istediğimi son ayrıntısına kadar anlatmak istiyordum. Ne de olsa benim blogum, beğendiğim gibi olmak zorunda ve ben bu eklentiyi bulacağım dedim ve çıktım Google'ın taşlı yollarına...

Burada farklı kombinasyonlarda aramalar yaparken karşıma MaFiAMaX'ın blogu çıktı. Direk konuya dahil oldum tabiiki. Açıklama şu adreste, aynı şekilde bende buraya kopyalıyorum;

Öncelikle site şablonunun yedeğini almalısınız, ileride çıkacak bir sorundan dolayı sonra kapımı aşındırmayın :-)

Diğer bir uyarımda yazımda etiketleri pasif duruma düşürmek için her <...> arasındaki etiketin başına ve sonuna - (tire) işareti koydum. <-head-> etiketinde olduğu gibi. Siz bu kodları kullanırken benim koymuş olduğum - (tire) işaretlerini kaldırın.

Uyarı: Burada anlatılan uygulama Blogger'ın eski (klasik) şablonları için geçerli değildir.

Kodları yerleştirmeye başlamadan önce "Widget Şablonlarını Genişlet" seçeneğinin işaretli olduğundan emin olun. İlk olarak şablonun başında bulunan <-head-> etiketinden hemen sonra

<-style->
<-b:if cond='data:blog.pageType == "item"'>
span.fullpost {display:inline;}
<-b:else/->
span.fullpost {display:none;}
<-/b:if->
<-/style->

kodlarını yapıştırın. Daha sonra <-data:post.body/-> etiketinden sonra

<-b:if cond='data:blog.pageType != "item"'><-br/->
<-a expr:href='data:post.url'>Devamını okuyun...>><-/a->
<-/b:if->

kodunu ekleyin. Etiketini kolayca bulabilmek için şablondaki kodları CTRL+A ile seçin sonra da CTRL+F tuş kombinasyonu ile arama kutusunu açın ve post.body şeklinde arama yapın. Bunları yaptıktan sonra şablonunuzu kaydedin. Bundan sonra yazı yazarken görüntülenmesini istediğiniz yazıyı normal bir şekilde yazıp gizlemek istediğiniz kısmı <-span class="fullpost"->Gizlenecek yazı<-/span-> etiketleri arasına yazmalısınız. Ancak çok önemli bir noktayı sizlere açıklamam gerekiyor. Bildiğiniz gibi kodlama mantığında etiketler içten dışa göre kapanır. Yani;

<-span class="fullpost"->....<-span ->....<-/span-><-/span->

örneğine bakarsak ilk span etiketini en son <-/span-> etiketi kapatmıştır. Yazılarınızda da <-span class="fullpost"-> etiketini kullanırken bu kurala uymalısınız, aksi takdirde yazınızı böldüğünüz yerden görüntülemek yerine daha farklı görüntülemiş olursunuz. Bu sorun çoğunlukla yazılarınıza still uyguladığınızda başınıza gelir. Ne kadar çok still uygulanırsa bir o kadar span etiketi açılır kapanır.Uygulama da problemler yaşarsanız elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım."


Demiş kendisi.. Belki bu anlattıkları çok kolay şeylerdir bazı kullanıcılar için, ama benim gibi, hayatının bilgisayarla olan kısmını oyun oynayarak geçirmiş ve bu işlere hiç bulaşmamış birisi olarak çok istediğim bir bölümü düzenlememi sağladı MaFiAMaX.. İnanıyorum ki, benim gibi bu eklentiyi kullanmak isteyen ama bazı verilere ulaşamayan arkadaşlar, bu yazıyla karşılaştıklarında ne kadar mutlu olduklarını dile getireceklerdir..

Teşekkürler MaFiAMaX.. Haydi artık herkes "Devamını Oku.."sun:))


Yazının devamını okuyun...

Blograzzi'de Neler Oluyor?

0

Saat: 13:06 | Yazar: Burak Doğan

Blograzzi, blog yaşantıma başladığım 3 hafta öncesinde, karşılaştığım ilk blogla ilgili site. Semazem'in önce Canım Grubum'da izlediğim yazıları, ardından da Semazem Görmüş Sende Gör blogunu düzenlemeye başlaması ile başlayan bendeki bu blog yazma isteği, 3. haftayı bitirip bugünlere gelmemi sağladı. Ancak bu işe yıllardır emek veren kişiler mutlaka olmalıydı ve bunlarıda inceleyip neyin nasıl yapılması gerektiğini örnek almak gerekliydi diye düşündüm.

Çok geçmeden, blogla tanışmamın 2. ya da 3. gününde Blograzzi ile tanıştım. Webrazzi'nin sahibi Arda Kutsal'ın fikri ile ortaya çıkan bu site, belirli verilere dayanarak (blog dünyasında önemli bir yeri olan Technorati, bunun yanında Google ve Alexa verileri) bütün blogları Blograzzi Puanı adı altında sıralıyor. Dolayısıyla en iyi ve en çok izlenen blogların tanıtımını yapmış oluyor, blog dünyasını kaynaştırmayı amaçlıyordu.

Bunun yanında, sitenin ana sayfasında, En Aktif Bloglar ve En Aktif Kullanıcılar başlıkları altında, en sık güncellenen bloglar ve en sık sitede bulunup işlem yapan blogcuların listeleri de bulunmakta. Ve elbette ki blog yazarları bir şekilde bu listelere girip kendi bloglarının tanıtımınıda yapmak istiyorlar.

Ancak son zamanlarda, ortada bir şekilde blog yazarları arasında tartışmalar çıkmaya başladı. İlk önce spam blogların sadece reklam yapmak için herkese aynı şekilde puanlayıp, favorilerine ekleyip, yorum yapıldığından bahsedildi. Bunun yanında blog olmayıp, siteye kaydolup reklam yapmaya çalışanları önlemek için siteye "bu site blog değildir" butonu bile konuşması sağlandı. Ama esas sorun "herkese yorum yapıp, puan verip favorilerine ekleyenler ne derece doğru bir iş yapıyor" düşüncesi haline geldi..

Ben kendi açımdan bir kez yorumlamak istiyorum olayı: Sonuçta siteye kaydolup, sahiplenilmiş bloglara, yani zaman harcamış kişilerin bloglarına, zamanım olduğu sürece, linklerinden gidip inceledikten sonra yorum yazmaya çalışıyorum. Bunun yanında puan vermekte elbette hakkım. Aynı zamanda, blog dünyasına yeni girmiş biri olark her türlü blogu inceleyip birşeyler daha öğrenmeye çalışıyorum. Ama daha önce blog kazanı'nda yazdığım gibi bunun yanlış olduğu düşünülüp, ortaya genel geçer bir kural çıkarsa, elbette puanlamayı ve yorumları azaltıp, siteye tabiri caizse "uygun" bir kullanıcı olarak devam ederim. Yalnız bu sorunların aşılması için 1-2 çözüm de getirilebilir. Mesela;

1-Kişilerin favorileri 10 blogla sınırlanabilir
2-Puanlama ve yorum yazma, kişilerin, blograzziden aldığı linkle gittiği sayfada belirli bir süre kaldıktan sonra (örneğin 1 dakika) aktif hale gelebilir.
3-Blog sahibi, kendi bloguna yorum yazmayabilir ya da bunun için bir forum oluşturulabilir
4-Blog sahibi, kendi blogunu favorilerine eklemeyebilir
5-Bu kriterler, blograzzi puanını etkilemeyebilir
6- Ve bu seçenekler elbette çoğaltılabilir.. Aslında herkesin yorumlarını merak ediyorum.

Herkese iyi bloglamalar..
Yazının devamını okuyun...

Inside Adsense Artık Türkçe..

0

Saat: 09:26 | Yazar: Burak Doğan


Google Adsense, İngilizce ve Fransızca olarak başlattığı, Inside Adsense "Google'a İçeriden Bir Bakış" adlı blogunu, Türkçe yayına soktu. Bu adreste, Google, Adsense'in sitenizdeki yerleşim planında nasıl daha verimli olabileceğinden ve Adsense hakkındaki yeniliklerden bahsediyor şimdilik. Şimdilik diyorum, çünkü Google bu, her an her yerden bir yenilik çıkarabilir, birşeyler satın alabilir, internet alemini ekleyebilir, çıkarabilir, kısacası oyuncak gibi oynayabilir..:) "Google Bize Logo Yapsana"dan sonra "Google Bize Yardım Etsene" de tuttu, sırada "Google Bize Daha Çok Para Verseneeee" kampanyasınada başlamak lazım diye düşünüyorum..
Yazının devamını okuyun...