Saat: 09:39 | Yazar: Burak Doğan

Sonunda biri söyledi.. İki haftadır, herkese ama herkese kurduğum cümleyi sonunda ulusal bir gazetede dile getirdi..
Uzunca bir süredir, yazamıyorum, paylaşamıyorum birşeyler.. Gerek Yüksek Lisansımın son evrelerinde olmam, gerekse yılsonu iş yoğunluğumdan dolayı (yanlış anlaşılmasın çok iş yaptığımdan değil, muhasebesel zorunluluklar) çok sevdiğim bloguma hiçbir katkı yapamadım belki bir buçuk aydır..
Elime her zamanki gibi geçen yazılar, eğlenceli şeyler var. Ama hiçbirşey beni az önce okuduğum paragraf kadar sevindirmedi. Bunu, memleketimde birinin anlayıpta satırlara dökebilmeis beni çok rahatladı Bekir Coşkun, yaşa sen emi..
"... Gömdüğü silahların krokisini çizip masanın üzerinde unutanın özel kuvvetlerin başı ... El bombalarını mutfağında saklayanın en önemli istihbarat elemanı olduğunu düşünürseniz ..."
Bu işte bir terslik var demektir.
Bana, kimse özel kuvvetlerin başının bu Ergenekon dalgaları yaşandığı süre içinde kendi eliyle çizdiği bir krokiyi evinde barındırmasını anlatamaz.. Anlatamaz yahu..
Yazının devamını okuyun...
Etiketler:
Bekir Coşkun,
ergenekon,
Kroki,
Özel kuvvetler
|
Saat: 14:25 | Yazar: Burak Doğan
Bekir Coşkun bazı şeyleri o kadar güzel özetlemiş ki.. Elimde olsa, Fatih Altaylı'ya çıkıp, kurtuluş savaşını Atatürk mü çıkarttığını zannediyorsunuz? Maraşta bir imam kurtuluş savaşını başlatmıştır, hem ben Humeyni'yi çok seviyorum ama Atatürkü sevmiyorum diyenden girip, bugün mecliste İsmet İnönü'ye "Millet Düşmanı" diyenden çıkmak istiyorum. Buraya not düşeyim, cumartesi günü finallerim bittikten sonra falan yazayım.. Geç olsun güç olmasın. Buyrun şimdilik Bekir Coşkun'un güzel düşünceleri ile beraber olun, yakında geliyorum..
YİNE zor günler.
Şimdi de Anayasa Mahkemesi’ne kızdılar.
Niçin?..
Çünkü "Artık Cumhurbaşkanı da bizden" demelerinden ve laikliğe ilk darbeyi vurmaya kalkmalarından hemen sonra, Anayasa Mahkemesi önlerine çıkıverdi.
Ve kızdılar...
*
Anayasa Mahkemesi’nin ilk görevi; TBMM kararlarının Anayasa’ya uygunluğunu denetlemektir.
Üzerine "namus ve şerefleri" üzerine yemin ettikleri Anayasa’da böyle yazıyor.
Açıp bakın; madde 148...
Kıvırıp "Mahkeme ancak şekil yönünden bakar" tezi ise doğru değil:
Anayasa’nın "teklif dahi edilemez" hükmüne karşı hile yaparak, değişikliğin içine "türban" sözcüğünü koymayıp... Ama içinde "türban" sözcüğü geçmeyen değişikliğin daha ilk günü "türban serbestisini" ilan etmek, size "şekli değiştirilmiş suç" gelmiyor mu?..
Söyleyin:
Anayasa’nın "değiştirilmesi teklif dahi edilemez" hükümlerini hileyle değiştirmeye kalkmaktan daha çok "şekilsizce" ne olabilir?..
*
Ve Anayasa Mahkemesi’ne kızdılar.
Anayasa Mahkemesi; üzerine namusları ve şerefleri üzerine yemin ettikleri Anayasa’da eskiden de vardı.
Tam altı sene batmadı da...
Durup dururken Anayasa Mahkemesi kararlarının "askılı veto" ile askıya alınmasını da (sanki palto bu) öneriyorlar... "Redd-i hákim" yapmayı da... Yargıçlarımız sanki düşmanmış gibi "savaş" ilan etmeyi de...
Çünkü; Anayasa Mahkemesi’nin hukukçu, onurlu, şerefli ve yürekli üyeleri, laik cumhuriyete karşı oyunlarını bozdu.
Ondan...
*
Elbette hedefleri Mustafa Kemal’in cumhuriyeti.
Bunu bilmeyen var mı?
Önlerine çıkan herkese, amaçlarına engel olan her şeye kızıyorlar. Tehdit ediyorlar, yok etmeye çalışıyorlar... Saldırıyorlar...
Bu günler...
Zor günler...
Yazının devamını okuyun...
Etiketler:
Anayasa Mahkemesi,
Bekir Coşkun,
Hürriyet,
Siyaset,
Türban
|
Saat: 13:21 | Yazar: Burak Doğan
Kral hakkında ufak birşeyler yazmıştık.. Ama bilmediklerimiz, duymadıkalrımız varmış.. Bekir Coşkun sağolsun paylaşmış bizlerle.. Artık yoruma pek açık değil sanırsam bu olay..
Benim cumhurbaşkanım olsaydı...
BEN böyle "devlet adamı" görmedim. Sen kalk git kaldığı otele, Kral’ın dibine otur.
Öbürü de öte yanında...
Kral ortada.
İki gündür bekliyorum:
9 uçak, iki bin bavul, üç yüz gardırop ve altın tahtı ile gelen (iyi ki petrol kuyularını getirmedi) Kral’ın oteline giden ve sağına-soluna oturan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başbakanı size "gurur" mu verdi, yoksa "hüzün" mü?
O zaman ben "Benim cumhurbaşkanım olamaz" dediğimde niye kızdınız?
*
"Benim cumhurbaşkanım" olsaydı; Anıtkabir’i ziyareti reddeden, bu ülkeyi kuran insana saygı göstermeyi kabul etmeyen bir Kral’a "Devlet Şeref madalyası" vermezdi.
Hem de 10 Kasım günü...
Mustafa Kemal; son yüzyılda, İslam áleminin Batı emperyalizmine karşı tek onurlu ve şanlı zaferini kazanmış komutandır.
Kral ise; Körfez savaşları boyunca, kendi topraklarını korumak için kutsal mekanların savunmasını dahi elinde bira kutusu olan Amerikalı askerlere bırakmış birisidir.
"Benim cumhurbaşkanım" olsaydı....
Kimin koltuğunda oturduğunu bilir, en şerefli savaşın kahramanına saygı göstermeyen, kutsal toprakları ABD deniz piyadelerine bekleten bir Kral’ın oteline koşmazdı.
Kral, görüşme salonuna Atatürk’ün resimlerinin asılmasını da kabul etmedi, kendi fotoğrafını astırmış, onun altına oturdular.
10 Kasım nedeniyle tüm bayraklar yarıya indirilirken, Suudi Arabistan bayrağının yarıya indirilmesini de reddetti Kral.
Ama bizim "devlet adamları" doğru otele.
Biri sağında, biri solunda.
Ortada Kral...
Tepelerinde de, kendisi yetmiyormuş gibi fotoğrafı.
Ben ise televizyonda şeriat bayrağının altındaki öpücükleri sayıyorum; işte sırayla ve hasretle yumuluyorlar... Sağ yanak bir, sol yanak iki, sağ yanak bir kez daha, etti üç...
*
Ne yapacaksınız?
Abdullah Gül "Benim Cumhurbaşkanım" olsaydı böyle yapmazdı.
Ben böyle "başbakan" ya da böyle "cumhurbaşkanı" istemem.
Benim de; en yüce değerlerimizi ayaklar altında paspas yapanları "reddetme" hakkım vardır.
Böyle yapmazdı "Benim Cumhurbaşkanım" olsaydı.
Yazının devamını okuyun...
Etiketler:
Bekir Coşkun,
Cumhurbaşkanı,
Siyaset
|
Saat: 11:27 | Yazar: Burak Doğan
Aynı şeyi dün düşündüm.. Nasıl bir hızdır, nasıl bir koşuşturmacadır, nasıl bir tur atmadır böyle.. Sayın Abdullah Gül'ün attığı turlar.. Kimlerle görüşmedi ki.. Maşşallah tüm Türkiyeyi dolaştı bir kaç gündür.. Bütün ağır topları.. Ve bunun üstüne yapılan yorumlar hep Bekir Coşkun'un dediği gibiydi. "TOBB’a laikliğe ve anayasaya bağlı kalacağını anlatan Gül, daha sonra TİSK’e de laikliğe ve anayasaya bağlı kalacağını anlattıktan sonra, laikliğe ve anayasa bağlı kalacağını anlatmak üzere TÜSİAD’a geçti..."
Yazının bütünlüğünü bozmamak için tamamını yayınlıyorum. Hürriyet'in Emin Çölaşan ayrıldığından beri 150.000 tiraj kaybetmesinden sonra, Bekir Coşkun'u da elinden kaçırabilme ihtimalini düşünemiyorum. Bütün İzmirde Hürriyetler, gazete bayilerinde öbek öbek yatıyor ve akşamları geri gidiyor.. Aydın Doğan'ın tekeline, dolayısıyla aynı yönde olan TMSF ve Hükümet'in medya tekeline darbe vurmaya İzmir'den başladık.. Artık Hürriyet okumak, Kanal D izlemek yok bizde Tayyip Erdoğan'a sorulacak çanak sorular için.. Vatan ve Kanal Türk şimdilik elimizde kalanlar.. Hep söylüyorum: İşallah daha kötüye gitmeyiz.. Buyrun Bekir Coşkun'un yazısına..
NE kadar hızlı tur attı..
Ben Cumhurbaşkanı olacak Abdullah Gül kadar hızlı tur atan siyasetçi görmedim:
MHP, DTP, bağımsızlar, BBP, Hak-İş, Türk-İş, DİSK, Memur-Sen, TOBB, Ziraat Odaları Birliği...
Tam durdu-duracak gibi olurken...
TİSK, TÜSİAD, MÜSİAD, Barolar...
Yani o motorlu pizza dağıtıcısı Abdullah Gül’ü yakalayamaz.
*
Cumhurbaşkanı adayı, cumhurbaşkanı olduğunda "laikliğe ve anayasaya bağlı kalacağını" kapı kapı dolaşıp anlatma gereğini duyuyor.
Size tuhaf gelmiyor mu?..
Doğal değil midir bir cumhurbaşkanının "laikliğe ve anayasaya bağlı" kalması? Kapı kapı gezip "Ben laikliğe ve anayasaya bağlı kalacağım" diye anlatmasına gerek var mıdır?
Arkasında canlı yayın arabaları:
"TOBB’a laikliğe ve anayasaya bağlı kalacağını anlatan Gül, daha sonra TİSK’e de laikliğe ve anayasaya bağlı kalacağını anlattıktan sonra, laikliğe ve anayasa bağlı kalacağını anlatmak üzere TÜSİAD’a geçti..."
*
Ama ne yapacaksınız.
Laik cumhuriyete karşı başlatılan karşı devrimin ikinci aşamasındayız.
"İktidar olmaktan", "devlet olma" aşamasına geçmek için işte son bir-iki günü izliyorsunuz sadece.
TBMM’de bir oylama, bir göstermelik yemin, bir tören, o kadar...
Hiç kimse; düne kadar Atatürk, laiklik, cumhuriyet, devrim yasaları için ağzına geleni söylemiş ve Dışişleri Bakanı olduğu zaman dahi "tesettür isterim" diye kendi devletini AİHM’ye vermiş birisinin bir anda değişip "laikliğe ve anayasa bağlı kalacağına" inanmaz.
Bu olmaz...
*
Yakında Türkiye’nin "dinci ülke" olduğunu siz de daha iyi görüp, daha iyi anlayacaksınız.
Dönüp arkanızı baktığınızda...
Uygar dünyadan dışlanıp, çağdaş toplumlara imrenip, kendinizi bir Arap ülkesinde hissettiğinizde...
Molla Türkiye’yi kendine benzettiğinde...
Bu cennet kadar güzel ülkenin ne hale geldiğini gördüğünüzde...
Vuracaksınız dizinize...
Yazının devamını okuyun...
Etiketler:
Bekir Coşkun,
Cumhurbaşkanı,
Tayyipler Alemi
|