Saat: 13:01 | Yazar: Burak Doğan

Hayır hayır önemli olan benzinde indirim olması vs değil.. Benzinde indirim yapılabilir, kaldırım yapılabilir.. Sadece önemli olan bir nokta var ve bu artık rahatsız etmeye başladı beni.. Allahtan bu şekilde kanıma dokunan şeyler oluyorda, ayda 1-2 kere de olsa sıkıştıra sıkıştıra yazabiliyorum.. Size Sabah gazetesinden iki haber ayrıntısı veriyorum:
1. Haber: Geçen hafta benzine 5 kuruş zam yapan akaryakıt şirketleri, bu hafta biterken 4 kuruş daha zam yaptı. 95 Oktan kurşunsuz benzin İstanbul'da 2,88 Türk Lirası'ndan 2,92 liraya yükseldi. Ankara ve İzmir'de ise benzinin litre fiyatı 2,87'den 2,91'e çıktı.
Petrol varil fiyatının 42 dolar seviyesinde bulunmasına rağmen, İstanbul'da Petrol Ofisi ile OPET istasyonlarında kurşunsuz benzin 2,92 TL'ye çıktı. Firmalar, petrol varil fiyatı 140 dolardan 35 dolara gerilediği dönemde küçük indirimler yapmıştı. Şu günlerde petrolün varil fiyatındaki yukarıya doğru küçük hareketler pompalara büyük zamlar olarak yansıyor. Araç sahipleri, pompa fiyatlarındaki hareketliliği 'kaşıkla verip kepçeyle alıyorlar.' sözleriyle yorumladı.
Kaynak: Sabah
2. Haber: Hampetrol fiyatlarındaki düşüş, araç sahiplerinin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Geçen hafta yaşanan üç indirimin ardından akaryakıt pompa fiyatları bir kez daha düştü. Son 10 gündeki dördüncü indirimle birlikte pompa fiyatları 6 kuruş daha ucuzladı ve 1 litre 95 oktan kurşunsuz benzin 2,91 YTL'den satılmaya başlandı.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, geçen hafta yaptığı açıklamada, döviz kuruna bağlı olarak akaryakıttaki indirimin devam edeceğini açıklamıştı. Bu çerçevede sabah saatlerinde yapılan ayarlamayla 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı, Haziran 2006 seviyesinin de altına indi. Söz konusu ürün 28 Haziran 2006'da yapılan zamla ilk kez 3 YTL'yi aşmış, 2,97 YTL'den 3,04 YTL'ye yükselmişti.
Petrol fiyatlarındaki düşüşün akaryakıta yansıtılmaması önce Başbakan Erdoğan ardından EPDK tarafından eleştirilmişti. Eleştirilerin ardından peşpeşe üç indirim yapılmıştı. 95 oktan kurşunsuz benzinin litresi 3,21 YTL'den 2,97'ye düşmüştü.
Bugünkü indirimle birlikte söz konusu ürünün fiyatı son 10 günde toplam 31 kuruş gerilemiş oldu. Dolayısıyla 10 gün öncesine kadar, 50 litrelik bir depoyu doldurmak 15,5 lira kadar daha ucuzladı. Uluslar arası piyasalarda bir ara 150 dolara kadar tırmanan ham petrolün varil fiyatı, küresel krizin ekonomileri sarsmaya başlamasıyla birlikte düşüşe geçti. Uluslar arası piyasada Brent tipi ham petrolün varil fiyatı sabah saatlerinde yüzde 1,6 kayıpla 50 dolar civarında seyrediyordu.
Kaynak: Sabah
Yani olay şu ki, 2. haberde Başbakan kalkıyor diyor ki, indirin şu fiyatları fiyatlar da iniyor.. Ama zammı akaryakıt şirketleri yapıyor! 1. Haberde ise zammı sadece akaryakıt şirketleri yapıyor.. Yani benzin çeşmeden aksa, üstündeki verginin 1,50 TL olduğunu kimse bilmiyor sanki.. Üstündeki vergiler uygulanmaya devam ediliyor, KDV'nin ÖTV'si alınıyor kimse ses çıkarmıyor, sonra akaryakıt şirketleri yine zam yaptı.. Aman yahu, sıtkım sıyrıldı!
Yazının devamını okuyun...
Etiketler:
Başbakan,
sabah,
Tayyip Erdoğan,
Zam
|
Saat: 11:23 | Yazar: Burak Doğan
Evet artık durum bu noktaya geldi.. Sürekli konuştuğumuz bir şey vardı.. AKP'nin kadrolaşması, sürekli olarak her yere nüfuz etmek istemesi ve bunu gayet açıkça dile getirip gözümüze gözümüze sokması.. Önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı.. Ondan sonra kaç seferdir vetolanan Anayasa Mahkemesi Başkanı.. Sırasıyla hepsi ılımlı islamla kaynaşık kişilerden seçildi / atandı. Ama bu kadarı fazla.
Yasama, yürütme ve yargı, cumhuriyetin 3 temel niteliğidir. Hepsinin birbirini kendi içinde kollar, dikkat eder, kontrol eder durumu vardır. Bu şekilde işlerin sorunsuz yürümesi amaçlanır. Bu ayakların her kısmı önemlidir ancak, her şekilde yargı "bağımsız"dır. Ya da bağımsız"dı". Bakın olanlara..
Bugünkü Bekir Coşkun'un yazısındada var. O da çok güzel bir şekilde açıklamış. Geçen dönem, "hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu için ve yargıyı siyasallaştırdığı için" cumhurbaşkanından dönen yasa tasarısı kabul edildi. Buda demektir ki, bundan sonra (ilk aşamada atanacak 4500 hakim ve savcı) AKP'nin atadığı 5 bürokrat ile Adalet Akademisinden sadece 2 kişi "mülakatla" kimin hakim-savcı olabileceğine karar verecek.
Yani artık hiçkimse kuvvetler ayrılığından ve yargının bağımsızlığından söz edemeyecek.. Ve buna hakkı elinden alınan Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu dahil hiçkimseden ses yok..
Bu işe kim ne zaman dur diyecek acaba? Bu milleti ve milletvekillerini ve cumhurbaşkanını ve anayasa mahkemesi başkanını ve yargıçları ve savcıları ve... Hepsini, bir kişi / bir görüş istediği gibi mi yürütücek, yönlendirecek.. Yok artık..
Yazının devamını okuyun...
Etiketler:
Başbakan,
Cumhurbaşkanı,
Siyaset
|
Saat: 14:34 | Yazar: Burak Doğan
Devlet Şeref Madalyası.. Anayasayı açalım bakalım neymiş: "Devlet Şeref Madalyası, Bakanlar Kurulunun teklifi, Cumhurbaşkanının tevcihi ile Türkiye Cumhuriyetinin bekası, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, toplumun huzuru, birlik ve beraberliği için yurt içinde veya yurt dışında üstün feragat, fedakarlık, başarı ve yararlık gösteren Türk ve yabancı uyruklu kişilere verilir." Peki Kral Abdullah acaba bu ödüle layık görülmek için ne yapmıştır?
Acaba yapmıştırda biz mi bilmiyoruz? Ya da karşımıza çıkıp ben bugüne kadar çaktırmadan bunları bunları mı yaptım dedi ki? Hadi bunları geçtim..
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, protokol kurallarının dışına çıkarak, nasıl uçağında karşılıyor gelen bir Kralı? Nasıl rica minnet edilince oteline kadar gidiyor Kralı görmeye? Ve nasıl olurda resimlerinde bir Cumhurbaşkanlığı Forsu ya da Türk Bayrağı olmaz.. Bunu en güzel, Hürriyet Gazetesi'nden Tufan Türenç açıklamış:
AKP iktidarının aşiret anlayışının en güzel örneğini Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın Türkiye ziyaretinde yaşadık.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı, güçlü ve onurlu bir devletin cumhurbaşkanı ve başbakanı gibi davranmadılar.
Nedir o Kral Abdullah’ın karşısındaki eziklik?
Nedendir bu kadar hayranlık?
Kralın bir yanına Cumhurbaşkanı Gül’ü, bir yanına Erdoğan’ı oturtarak çektirdiği ulusal onurumuza yakışmayan o fotoğraf, nasıl bir iktidara sahip olduğumuzun acı bir belgesidir.
Fazla söze gerek yok.
Yazının devamını okuyun...
Etiketler:
Başbakan,
Cumhurbaşkanı,
Güncel,
Siyaset
|