Şevket Müdüroğlu...

4

Saat: 13:18 | Yazar: Burak Doğan

İlkokul bittikten sonra, bizim zamanımızda, Anadolu Lisesi sınavları vardı.. Kazanmak için o yaştan yarış atı olarak hazırlanmaya başlardık.. İlkokul ve haftasonu iki gün Batı Dershanesi, 11 yaşındaki biz çocuklar için biçilmiş kaftandı.. Deliler gibi ordan oraya savrulurduk. Peki bunun bana getirisi ne olacaktı? Anadolu Lisesi'ni kazanmak.. Sırasıyla sınav günü, sınav sonuçlarının açıklanması ve 18 Ağustos'ta, doğumgünümde Buca Anadolu Lisesi'ne kayıt.. Okulu bulmak için baya tırmalamıştık gerçi ama, Çankayadan okula 1 saatte varabilmiştik.. İzmir'de hemde.. Neyse Gelelim Anadolu Lisesi Yıllarına..

Hatay gibi merkezi bir yerden 7 sene boyunca 45 dakikalık yolculuklar eşliğinde gidip gidip geldik.. Öğrendiklerimiz, eğitimimiz yanında, başka kazançlarımızda vardı elbette.. 7 sene aynı sınıfta okuduğumuz arkadaşlarımız.. Buraya saatlerce yazacak kadar çoğaltabileceğim dostlarım kardeşlerim.. Hem ortaokulu, hemde liseyi beraber yaşadığım arkadaşlarım içinde, benim için özel olan, 2 sene boyunca aynı sırada oturduğum bir kardeşim vardı.. Şevket Müdüroğlu.. Ve onu geçen hafta, talihsiz bir şekilde kaybettik..


Sınıflarımız, 10. sınıfta Türkçe-Matematik, Fen-Matematik gibi ayrıldığında "Hazırlık B - 9/B" arasını kendisiyle tamamlamış, "10/D - 11/D" sınıflarında da beraber okumuştuk.. Bunca senelik zaman zarfında, 2 sene kendisiyle yan yana oturmuşluğum, aynı takımda oynamışlığım, evinde kalmışlığım vardı Şevketimin.. Halada anlamak istemiyorum olanları.. Bu yaşıma kadar, kaybettiğim çok yakın arkadaşım hiç olmamıştı. Belki üniversite bittiğinden beri pek görüşemiyorduk ama, liseden sonra görüşemediğim arkadaşlarımdan değil, üniversitede bile sürekli görüştüğüm arkadaşlarımdandı kendisi..


Hayatın karşımıza neler çıkaracağı hiç belli olmuyor.. 7 seneyi beraber geçirdiğim, kopya verdiğim, kopya çektiğim, kırık potalarda basketbol oynadığım arkadaşımı o 4 kolluda taşırken, yaşamı paylaştıklarımın sanki hiçbir zaman yanımdan ayrılmayacağını düşündüğümü ve haliyle yanıldığımı fark ettim.. Hayat belki bunu bana biraz erken hatırlattı ama, pahası, Şevketi kaybetmek olmamalıydı.

Bir haftadır zatüre olduğu, vefatından 1 gün önce arabayla Menemen'e kadar gittiğini biliyorum.. Birde vücudunun yorgun düşüp son zamanlarda sürekli uyku isteği olduğunu.. O şekilde veya bu şekilde, artık yaşamımın geriye kalan zamanında Şevketi sadece fotoğraflarda görmeye imkanım var.. Her zaman olduğu gibi Alsancakta yürürken ona rastlamak yerine, artık mecburen onu yaşamak gibi bir durumum var. Yoksa başka türlü kendisine ulaşmamın imkanı yok..

Bundan bir süre önce nişanlandığı güzel insana, ailesine, sevenlerine, arkadaşlarına sabır diliyorum.. Toprağın bol, mekanın cennet olsun kardeşim..

Yazının devamını okuyun...