Tatil Başlasın!

0

Saat: 20:43 | Yazar: Hande Urkmeyen

Nasıl geçti 5 ay 5 gün…

Gidene mi zordur gitmek, kalana mı zordur kalmak, geride kalan olmak ? Verdiğim yanıt hep aynı: kalana zordur hep kalan olmak! Bir tek gidiş hariç, o da askerlik…

Bu defa giden de zorlanacaktı biliyordum… Öyle de oldu… İkimiz için de zor geçti bu dönem…
Ama geçti! Zaman dışında hiçbir kayıp olmadan hem de... Koskoca 5 ay 5 gün geride kaldı… Ve işte yeni hayat!

Ve yeni hayat’ın ilk tatili… Hazır mıyız?

Hande : Nereye gidiyoruz tatlım?
Burak : Bilmem sevgilim :) bırak asker sürprizi olsun :)
….. Peki olsun :)
Çantalar hazır! Havada yağmur var, çantada plaj terliği,mayo …

Sabah erken çıkılır yola…
Bilindik yollardan bilinmedik mekanlara doğru…
Anlaşıldı ki ilk durak Bodrum… Acaba neresi ?
İşte geldiiiiik =)

A aaa , geçen yıl ki tatilimizde çok beğenmiştim ben burayı, durup fotoğraflarını çekmiştik hatta,kapalıydı… KUUM !!!!



Nasıl bir gülümsemedir bu yüzümü kaplayan ? :)

İniyoruz arabadan, doyumsuz bir manzaranın kucağına düşüveriyoruz… Tam tarzım bir mimari… Hafif gotik,oldukça modern. Adı gibi kumdan yapılmış bi kalenin içine giriveriyoruz sanki… Hayatımda gördüğüm en hatırnaz, en güleç “recep”masası … Eşyalar hoop golf arabasına, ardından da bizzz :) Daracık yollardan usta manevralarla ulaşıyoruz odamıza, hatta “odalarımıza” … Fena torpil dönmüş bu işte, koskoca 2 oda tahsis edilivermiş bize, ortadan bir kapı ile bağlanmış geniş, ferah,modern,insana “iyi ki geldik” dedirten iki oda… Odalar keşfedildi tamam! İpod takıldı JBL’e… Fonda en sevdiğimiz şarkılarla birazcık balkon keyfi…



Hava kararsız… Canı yağmak istiyor belli, ama o kadar yol gelmişiz, hevesle kucak açmışız bizi de kırmak istemiyor, o da belli… Bir kapatıp bir açıp idare ediyor işte…

Yağmura rağmen giyiliyor en tatilci kıyafetler… Doğru iskeleye… Basit sandalyeler ve tahta masalar üzerinden geçen onlarca ampul… O kadar huzur verici ki… Yan tarafta koşturup duran bir afacan var, mekanın bir parçası, adı da LOKUUM :) Dalıp gidiyoruz denize… Derken çaylarımız geliyor…



Yudumlarken yemek mönüsüne göz gezdiriyoruz akşam yemeği telaşına düşerek… “et obur” bir çiftiz neticesinde, balıkla hiç olamadı aramız…

Karar veriliyor, akşam yemeği dışarıda yenecek ; Tango Argentina’da . Rezervasyon yapılıyor adımıza, hazırlanıyoruz… Ve işte Budi&Pudi yine keyifli bir yemek yolunda…



Tango Argentina ; Büyülü bir kırmızı … Bodrum Marina karşısında, kalabalığı dışarı taşmış,gösterişli bir mekan. Rezervasyon soruluyor, akabinde hemen 2 kişilik masamıza alınıyoruz. İçerisi de dışarısı gibi heybetli, renkli… Güzel kokular eşliğinde dolaşan et küreğinde kalıyor gözümüz :) derken menülerimiz geliyor. Dekorasyondaki gösteriş ve onca detay sonrası bu kadar basit bir menü ile karşılaşınca şaşırıyor insan. Çok geçmeden az önce masalar arası mekik dokurken gözümüze çarpan kürek bizim masamıza da uğruyor. Üzerinde menüde yer alan toplam 7-8 adet farklı et yer almakta. Büyüklüklerini, içeriğini ve şeklini görmek açısından güzel bir sunum şekli. Şarap,peynir tabağı, mini pizzalar ve New York Steak oluyor tercihimiz… Başlıyoruz bir yandan minik notlar almaya, gelen sıcak ekmeklerin kese kağıdı ilk gözümüze ilişen…



Peynir tabağı geliyor önce. Edam peyniri, dana carpaccio ve füme salam tahta bir levha üzerinde sunulmuş. İçerik olarak “peynir tabağı” kavramından bir çıt geride. Herkesin damak tadına uygun olmayabilir bu içerik. Ardından mini pizzalar geliyor, biri karışık pizza içeriğinde, diğeri ise fındık lahmacunun 2 boy küçüğü… Çıtır ve sıcaklar,dolayısı ile beğeni topluyorlar. Ve sırada merakla beklenen New York Steak! Güzel bir sunumla ile geliyor, ilk parçalar lezzet testi için yolda… Ama o da ne? Biraz soğuk mu? Mekan çok yoğun, böyle olunca mutfakta bu tip terslikler yaşanması doğal diye düşünüyor, etimiz kurumadan bir parça daha ısınabilmesi için geri gönderiyoruz… Uzun bir bekleme ardından geri geliyor, ancak ne yazık ki hala soğuk… E keyif birazcık kaçıyor tabii… İlk izlenim yaralanıyor biraz, ama bir kere daha denemeden karar vermemeli.. En azından kırmızı büyü hatrına… =) Bitirilen yemek ardından bu yazı da bitiyor :)

Arkası yarın kuşağında kaldığı yerden tatil, farklı mekanlarda farklı lezzetler ile devam ediyor…

(Bu arada : http://hamurundasihirvar.blogspot.com :))
Yazının devamını okuyun...

Baklavadan Sonra Lokumuda Kıbrıs Kaptı!

0

Saat: 13:27 | Yazar: Burak Doğan

Gerçekten sinirlenmemek elde mi sizce.. Ben bu tür haberleri duyduğumda inanamıyorum.. Aynı zamanda inanmak bile istemiyorum.. O kadar çok kendimize özgü şeyimiz varken, hem bu varlıklarımızın tescilini kaybediyoruz, hemde kaybettiğimiz ülke, elimizden alan ülke Güney Kıbrıs. Ama bizim dışımızda herkes bunu Kıbrıs olarak duyuyor, öğreniyor. Yani koskoca baklava gitti "Kıbrıs Baklavası" oldu. Şimdide meşhuru meşhur "Turkish Delight" yanı nam-ı değer Lokum, gitti Cyprıs Delight!! oldu çıktı. Bu konuyla ilgili Milliyet gazetesinde çıkan haberi önce paylaşıyorum sizlerle:

"Daha önce baklavayı "Milli Tatlı" olarak tanıtan Kıbrıs Rum Yönetimi, Türk Lokumu olarak bilinen lokumu da "Kıbrıs Lokumu" adıyla AB'de tescil ettirirken, coğrafi işaret zengini Türkiye'de lokumun tesciline yönelik herhangi bir başvuru bulunmuyor.
Türkiye'nin aralarında Türk Rakısı, Antep Fıstığı, Türkmen El Halısı, Türk Tazısı, Gemlik Türk Atı ve Kars Türk Çoban Köpeği'nin de bulunduğu 93 tescilli coğrafi işareti bulunurken, Ayvalık Tostu, İznik Çinisi, Kayseri Mantısı gibi çok bilinen coğrafi işaretler de tescillenmeyi bekliyor.
Kamuoyunda "Turkish Delight" olarak bilinen, reklamları yapılan Türk Lokumu'nun tescili için ise Türk Patent Enstitüsü'ne (TPE) yapılmış herhangi bir başvuru yok. Sadece Safranbolu Lokumu için tescil girişimi mevcut. "Bu lokum muhtemelen Türk lokumundan farklı" diyen TPE yetkilileri, ürün Türk Lokumunun tüm özelliklerini taşıyorsa Türkiye'nin AB nezdinde itiraz hakkının bulunduğunu belirtti."

Şimdi. ben bu mantaliteyi anlamıyorum.. Kültür Bakanı ülkemizde ne iş yapar? Hıncal Uluç'un söylediği gibi sanat fuarına 10 dakika mı katılır, Genel Sekreter olduğu partiden ayrılıp iktidar partisine geçmek için Bakanlık! mı ister, onun sonucunda mı oraya geçer.. Bakanı geçtim hadi yönlendirmedi, işi çoktu.. Koskoca bakanlıkta çalışan kişiler bunlarla hiç mi ilgilenmez? Elimizde ne değerlerimiz varsa teker teker kaybediyoruz, bununda farkında değiliz. Hacıvat Karagözü kaybettik, Türk Kahvesi'ni kaybettik, Baklavayı kaybettik, Döneri kaybettik şimdide Lokumu kaybediyoruz..

Aloo?? Orda birileri var mı??

Yazının devamını okuyun...